20 Ekim 2017 Cuma
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yeni Bölgesel Güç Dengesi
11 Mayıs 2007 Cuma 19:01

Yeni Bölgesel Güç Dengesi

Forum İstanbul’un ikinci gününde Jeopolitik konumu ile dünya siyasi ve coğrafi haritasının en kritik noktalarından biri olarak nitelendirilen Türkiye’nin, yeni oluşan bölgesel güç dengeleri içindeki geleceği ve politik seçenekleri, “Ye

Oturum Başkanlığını Türkiye’nin önde gelen uluslararası ilişkiler ve siyaset uzmanı Prof. Dr. İlter Turan’ın yaptığı “Yeni Bölgesel Güç Dengesi ve Türkiye: Politik Seçenekler” konulu oturumda Başbakan Erdoğan’ın Dış İlişkiler Danışmanı Egemen Bağış, Paris Eski Büyükelçisi deneyimli bürokrat Sönmez Köksal, emekli Büyükelçi ve ASAM Başkanı Dr. Faruk Loğoğlu ve Körfez Araştırma Merkezi Direktörü Dr. Marat Terterov katıldı.

Tezkere krizi sırasında ABD’nin Türkiye Büyükelçisi olarak görev yapan Robert Pearson ile Ortadoğu’nun diğer kilit ülkeleri Irak’tan eski Kabine Bakanı Bakthiar Amin ve Afganistan’dan eski Dışişleri Bakanı Dr. Abdullah Abdullah’ın katıldığı oturumda, son yıllarda dünyadaki değişimin odak noktası olarak nitelendirilen günümüz dünyasının kanayan yarası Ortadoğu ile olan tarihsel ve kültürel yakınlığının yanısıra batıya dönük yüzüyle de doğu ile batı arasında köprü olan Türkiye’nin gelecek stratejisinin ve politik seçeneklerinin ne olması gerektiğine de vurgu yapıldı.

Oturumu yöneten Prof. Dr. İlter Turan, Türkiye’nin çeşitli güçlüklerle karşılaşmasına karşın bölgede değişime uyum sağlamasını becerebilen nadir ülkelerden biri olduğunu söyledi. Oturumda ilk söz alan ASAM Başkanı Eski Washington Büyükelçisi Dr. Faruk Loğoğlu, Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda kendi içinde barışık, laik ve demokratik yapısını muhafaza etmesi gerektiğini belirterek, “Türkiye bugün önemli bir mesafe alabilmişse bunun iki temel alt unsuru var: kadın – erkek eşitliği ve eğitim. Türkiye batı camiası içinde yerini muhafaza etmeli. AB’ye tam üye olarak katılmamız, ABD ile ilişkiyi sürdürmemiz lazım. 2023 yılında bunu sağlayacağız” dedi. Türkiye’deki siyasi duruma da değinen Loğoğlu, Türkiye’de demokrasinin işlediğini, Türk ulusunun iradesinin seçim sandığında ortaya konacağını söyledi. Turan, Türkiye’nin kapsamlı enerji politikasını oluşturması gerekmektiğini de sözlerine ekledi.

“Kuzey Irak’taki aşiret yapısı kırılmalı”

Eski Paris Büyükelçisi Sönmez Köksal da 2 Ağustos 1980 Saddam’ın Kuveyt’i işgaliyle başlayan sürecin bugün hala devam ettiğini, çünkü 1. ve 2. Körfez Savaşları’nın hedefine ulaşmadığını söyledi. Bugün, mezhepsel savaş üzerine etnik bir savaş başladığına değinen Köksal, “PKK 1984-99 arasında Türkiye’nin çok canını yaktı. Terör örgütü arkasında bir lojistik üs olmazsa yaşayamaz. Kuzey Irak PKK’ya bu imkanları sağlıyor bugün. Kerkük etnik niteliği açısından ve muhtemel bir Türk Arap savaşı olabilmesi açısından Irak’ın geleceği açısından önemli. Irak’ın toprak bütünlüğü, egemenliği, siyasi birliği, sınır birliği, güçlü merkezi bir hükümet, silahsızlandırma barışı getirecek unsurların ana çerçevesini oluşturuyor. Önümüzde iki yol var, ya bu kuvvetlerden birisi tüketinceye kadar bu savaş devam edecek veya adım adım barışa doğru gidilecek. Türkiye’nin Irak faaliyetleri yoğun bir diplomasi ile desteklenmeli, bu anlamda önümüzdeki dönemde Türkiye bölgede barışın getirilmesinde etkili olacaktır” diye konuştu. Kuzey Irak’taki aşiret yapısının kırılması gerektiğine de değinen Köksal, Talabani ve Barzani’ye, Irak Eski Kabine Bakanı Bakthiar Amin aracılığıyla selam gönderdi.

“Başka Türkiye yok, hepbirlikte sahip çıkacağız”

AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Egemen Bağış ise Ak Parti’nin Türkiye’nin önemini ortaya koyduğunun altını çizerek, son 4.5 yıl içinde Türkiye’nin bölgesel bir güç haline geldiğini söyledi. Türkiye’nin eski koalisyon günlerine geri dönmek istemediğini belirten Bağış, “Hiç kimsenin şüphesi olmasın AKP en az diğer partiler kadar laik, özgürlükçü, demokrattır ve kendi içindeki dinamiği de böyledir. Türkiye’de daha çok demokrasi isteyenler ile az isteyenler arasında uzlaşma olmuyor. Türkiye’de bir çatışma yok. Başka bir Türkiye yok, hepbirlikte sahip çıkacağız, istikrarı koruyucaz” diye konuştu.

Bugüne kadar 367 kuralı ormadığına değinen Bağış, “Meclis dün kilidi çözmek için anahtarı halkın eline verdi, çare seçimdir. Türkiye seçim tarihinde hiçbir cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül kadar yüksek oy almamıştır” dedi.

Türkiye-Afganistan’a 5.6 milyar dolarlık yatırım yaptı

Afganistan Eski Dışişleri Bakanı Dr. Abdullah Abdullah da Afganistan’ın bugün demokrasi
oyunda ciddi bir çabaya girdiğini belirterek, Türkiye’den Afganistan’a 5.6 milyar dolarlık bir
yatırım olduğunu vurguladı. Afganistan’ın terorizm ve uyuşturucu ile mücade ettiğini ve
ülkeyi yeniden inşaa etmek durumunda olduğunu kaydeden Abdullah, dost ülkeler ve
halkların desteği ile bu zorlukları aşacaklarına inandıklarını ifade etti.

“Türkiye’yi 2023’te G8 ülkesi olarak görmek istiyoruz”

Irak Eski Kabine Bakanı Bahtiyar Amin de Irak’ın amacının demokratik bir ülke haline gelmek olduğunu söyledi. Türkiye’nin ılımlı İslamiyet meselesini AB idealleriyle birleştirmeyi başardığını ve bütün İslam dünyasında önemli bir örnek olduğunu belirten Amin, Irak’ta Müslüman Kardeşler örgütü gibi radikal örgütlerin stabiliteyi yerinden oynatmak için uğraştıklarını hatırlattı.

Türkiye ile Irak ve Irak Kürtleri arasında dostluk, kardeşlik ve barış mesajı vermek istediğini kaydeden Amin, Türkiye’yi 2023’te G8 ülkesi olarak görmek istediklerini vurgulayarak şöyle konuştu:

“Irak Kürtleri Türkiye’nin stabilitesine tehlike değildir, birinin diğerinin şefi gibi davranmasını istemezler. Barzani Türkler’in düşmanı değildir. Irak’ın yeni anayasasını yazarken özellike Türkmen ve azınlıkların yasasına ağırlık verdik. Ben de Kürtüm, Kürtler Türkmenler’in düşmanı değildir. Bunu Saddam uyguluyordu, Saddam sonrasında bir sessizlik hakimdir. Türkmenler’in Kuzey Irak’ta sorunları yoktur. Biz Kürtler ve Türk hükümeti oturup bir diyalog mekanizması yaratmalıyız. Kaygılarımız nelerdir? Neden birbirimize saldırıyoruz. Bunu konuşacak bir diyalog ortamını gerçekleştirmemiz lazım. 300 Türk şirketi Kürt bölgesinde iş yapıyor. 2 milyar dolardan fazla ticaret volümü var orada. Bu büyük bir potansiyel. Kuzey Irak’ta Türk ekonomi sektörünün daha fazla iş yapacağına inanıyorum. Özellik, eneri, tarım, çevre, geniş bağlamda ekonomide işbirliği olanakları var. Kürt yönetimi Türk siyasi partileriyle Irak Kürdistan’ında daha çok siyasi alışveriş görmek ister. Bu topraklarda 40 milyon yaşayan kürt var. Türkiye’yi 2023’te G8 üyesi ülkesi olarak görmek istiyoruz. Türkiye AB’nin İran, Suriye ve Irak ile sınırı olacak.”

Türkiye’nin PKK sorununa değinen Amin, Irak Kürtleri’nin PKK’ya karşı çarpışma sorununu henüz çözemediğini, Türkiye’de daha çok özgürlük, daha çok demokrasiyle çözüm olabileceğini söyledi. Bahtiyar Amin, Sönmez Köksal’ın aşiretin kalkaması gerektiği yorumuna karşılık olarak “Aşiret lideri olmanın kötü tarafı yoktur. Talabani ve Barzani seçilerek gelmiştir. Türkiye ilişkilerini koruyoruz. Irak başarılı olmazsa barış-güvenlik ve bütün istikrar tehlikeye gider. İstikrarlı bir Kuzey Irak Kürdistan istiyoruz. Selam mesajınızı ileteceğim” dedi.

“Türkiye teslim bayrağı çekmezse AB üyesi olur”

ABD Ankara Büyükelçisi Robert Pearson da konuşmasının kişisel olduğunu ve ABD
hükümetinin görüşlerini yansıtmadığının altını çizdi. Avrupa’nın Türkiye için olumsuz
yorumlarının korkudan kaynaklandığını söyleyen Pearson, Türkiye’nin teslim bayrağını
çekmediği sürece mutlaka AB üyesi olacağını vurguladı. ABD ile Türkiye arasındaki sorunlara
da değinen Pearson, ABD’nin Irak’ı terketmemesinin ABD halkı tarafından da olumsuz
karşılandığını belirtti. Bu konuda ABD ve Türk halkının Irak’la ilgili ortak konuları ele alması
için ortak çalışması gerektiğini söyledi.

Türkiye ekonomisinin büyümesi için KOBİ’lerin öneminin büyük olduğunu ifade eden Pearson
küresel ölçek açısından Türkiye için şunları söyledi:“Daha riskli geleneksel toplumdan
modern koşullara geçişte risk olabilir. Ancak bu ülkeler başarıyı yakalarsa çok daha gelişmiş
bir dünyayla karşı karşıya olacağız. 1923’ten beri ABD Halkı Türkiye’nin demokratik bir
Cumhuriyet olarak desteklenmesini destekledi. ABD halkı bundan sonra da böyle olacaktır.”

“Rusya ve Ortadoğu küresel ekonominin itici gücü”

Oturumun son söz alan konuşmacısı Körfez Araştırma Merkezi Araştırma Direktörü Dr. Marat
Terterov, Rusya ve Ortadoğu’nun küresel ekonominin itici gücü olduğunu ifade ederek,
“Rusya günde 6 milyar varil petrol üretiyor bunun 2.5 milyarını ithal ediyor. İlk etapta batı
petrol şirketleri küresel petrol sürecine tamamen egemenken şimdi durum değişti” dedi.
Rusya’nın eski Sovyet topraklarında doğalgaz rezervleri konusunda egemenlik sağlamak
istediğini belirten Terterov, Körfez ülkeleri ve Rusya arasında 2003 New York terorist
saldırısından bu yana ilişkilerin geliştiğini söyledi. Terterov sözlerini şöyle sürdürdü:

“Rusya’nın Körfez ülkeleri, İran’la ilişkiler geliştirilmesi gerekiyor. Suudi Arabistan’la olan bir takım ticari ve enerji, silah ticareti sözkonusu. Suudi Arabistan küresel petrol sanayisininin yüzde 35’ini elinde bulunduruyor. Burada gaz ve petrol tarafından itilen ekonomiler daha fazla büyüme sağlanması için önem taşıyor. İran’da askeri müdahalaler olmasını istemiyoruz. Daha geniş Ortadoğu ortamı yeni bir ortaklık, yeni bir ittifak, hatta blok oluşturma eğilimleri sözkonusu bölgeler arasında. Rusya’nın herkesin düğününde oynadığını söylüyor kimileri. Türkiye ve Rusya çok eski bir geçmişe sahip. Şu anda dostane bir ilişki dönemine giriyoruz. Türkiye’nin politik hayatının çökmesi için bir dış etken, irade yok. Şu andaki hükümette olumlu şeyler yaşadığınızı düşünüyorum. Türkiye’yi bir kenara koyarsak, kültür dostu politikaların ortaya çıkmasının gerektiğini böylece, laik devletin daha iyi olacağı kesindir.”

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ


A1Haber - Poldy İnsan Kaynakları