24 Ekim 2017 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Uluslararası Eğitim Forumu Sonuç Bildirgesi
31 Ocak 2008 Perşembe 11:45

Uluslararası Eğitim Forumu Sonuç Bildirgesi

TED tarafından düzenlenen Eğitim Hakkı ve Gelecek Perspektifleri konulu 80. Yıl Uluslararası Eğitim Forumu'nun sonuç bildirgesi açıklandı.

Türk Eğitim Derneği (TED) tarafından 28 - 30 Ocak 2008 tarihlerinde TED Ankara Koleji İncek Kampüsü’nde gerçekleşen 80. Yıl Uluslararası Eğitim Forumu'nun sonuç bildirgesi Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı S.Selçuk Pehlivanoğlu tarafından açıklandı:

Türk Eğitim Derneği 80. kuruluş yılını kutlarken, Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Atatürk’ün gösterdiği yolda Türkiye’nin eğitim sisteminin geliştirilmesinde önemli bir adım olacak bir çalışma başlatmış bulunmaktadır. Eğitim Hakkı ve Gelecek Perspektifleri konulu 80. Yıl Uluslararası Eğitim Forumu 28, 29 ve 30 Ocak 2008 günlerinde ulusal ve uluslararası alandan seçkin konuşmacı grubu ve yaklaşık 1600 kişilik izleyici grubunun katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Forumda eğitim hakkı ile ilgili temel konular entelektüel ve felsefi bir çerçeve içinde, fakat Türkiye’nin pratik gerçeklerini göz önünde bulundurarak farklı bakış açılarından ele alınmıştır. Forumda gerçekleştirilen tartışma ve değerlendirmeler çerçevesinde aşağıda sunulan sonuç bildirgesi oluşturulmuştur.

1. Türkiye’de toplum, demokrasi ve ekonomi hızlı bir değişim ve dönüşüm içine girmiş olmasına karşın, eğitim sistemi kendi evrimini gerçekleştirmekte toplumsal ve ekonomik sistemin gerisinde kalmaktadır. Bu durum, gün geçtikçe eğitimin ekonomi ve demokrasi ile ilişkisinin daha kopuk hale gelmesine neden olmaktadır.

2. Toplumun, ekonominin ve demokrasinin değişimi ve dönüşümü; eğitim hakkının yalnızca eğitim kurumlarına kayıt hakkı olarak algılanması yerine, yaşam boyu istihdam edilebilirliği sağlayacak temel beceri ve nitelikleri kazandırabilecek, bireyin yaşam boyu değişen gereksinimlerinin dikkate alındığı, ekonomi ve demokrasi ile ilişkilendirilmiş bir eğitime erişim hakkı olarak yeniden tanımlanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu zorunluluk eğitim kurumlarının geleneksel yapılanma biçimlerini değiştirmelerini, daha esnek ve daha dinamik bir biçimde yapılandırılmalarını gerektirmektedir. Eğitim sistemi demokrasinin ve ekonominin değişen ihtiyaçları karşısında çok daha hızlı refleks gösterebilecek bir niteliğe kavuşturulmalıdır.

3. Eğitim sisteminin geliştirilmesinde daha demokratik ve katılımcı bir anlayış ile sivil toplum örgütleri ve çeşitli toplumsal kesimlerin birikim ve deneyimlerinden yararlanma yoluna gidilmelidir. Eğitim siyasal taraftar toplama ve hakim olan grupların ideolojilerini yaymalarının bir aracı olarak görülmemelidir. Eğitim modern ve katılımcı demokrasinin değerlerinin kazandırıldığı ve gençlerde bu değerler çerçevesinde bir yurttaşlık bilinci oluşturmanın amaçlandığı bir alan olarak düzenlenmelidir.

4. Küreselleşme ve eğitimde küreselleşmenin etkin araçları olan PISA gibi uluslar arası değerlendirmelerin bulguları, eğitim sistemlerini bir standartlaşmaya zorlamaktadır. Küreselleşme göz ardı edilemeyecek bir olgu olmakla birlikte, küreselleşmenin ulusal eğitim sistemleri üzerinde etkilerinin dikkatle değerlendirilmesi ve ulusal çıkarlar doğrultusunda stratejiler oluşturulması gerekmektedir. Eğitim sistemi bir taraftan belirli ortak uluslararası standartları karşılamakla birlikte, toplumun ve bireyin özgün ihtiyaçlarına bağlı olarak benzersiz olma ve biricikleşme özelliklerini de özenle korumalıdır.

5. Küreselleşme eğitim hakkı ile ilgili olarak yeni oluşumlar ortaya çıkarmaktadır. Giderek artan rekabet ortamında toplumun eğitim hizmetlerinden yaralanmada çeşitli sosyo-ekonomik nedenlerle dezavantajlı konumda olan kesimleri rekabet edebilme şansını bütünüyle kaybetmektedir. Bu durumda geniş halk kitleleri küreselleşme önünde savrulmakta ve küreselleşmenin birer nesnesi ve tüketicisi konumuna düşmektedir. Eğitim hakkı açısından kaliteli, eşit ve nitelikli bir eğitime erişim büyük kitleler için daha güç hale gelmektedir. Ülkenin geleceğini güvence altına alabilmek için, devletin eğitim hakkını Forumda tanımlanan çerçeve kapsamında güvence altına alması bir zorunluluk olarak görülmektedir.

6. Eğitim sisteminin başkalarının değerlerine hoşgörüyle yaklaşabilen dünya vatandaşları yetiştirmesi, fakat aynı zamanda ulusal ve kendi toplumsal değerlerinin her zamankinden daha çok bilincinde olan bireyler yetiştirmesi, ancak daha eşit ve adil olarak eğitim hakkının karşılandığı bir eğitim ortamı içinde gerçekleştirilebilir.

7. Gençleri geleceğe hazırlama iddiasında olan okulların, bireyi bir bütün olarak görmesi ve her yurttaşa en azından temel bilgi ve becerileri kazandırma yanında, neyin gerçekten önemli olduğuna karar verebilme, diğerlerini anlayabilme ve birlikte çalışabilme, işe yarar yeni fikirler üretebilme ve bir yurttaş olarak yaşamının her alanında ahlaklı davranabilme gibi temel nitelikleri bir bütünlük içinde kazandırması gerekmektedir. Bu niteliklerden hiçbiri ile akademik disiplin alanlarındaki yeterlikler birbirlerinin alternatifi olamaz. Akademik yeterlikler ve insani nitelikler insan olmanın gereği olarak bir bütünün parçalarıdır. Bu nedenle, bireylerin toplumsal yaşamlarında başarılı olabilmeleri için bunlardan biri diğeri için feda edilebilir nitelikte değildir.

8. Eğitim ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişki çok iyi bilinmekle birlikte, ekonomik kalkınma için eğitimin 1960 ve 1970’lerin demode olmuş insangücü planlaması gibi yaklaşımlarıyla ele alınması çözüm üretmekten oldukça uzak kalmaktadır. Dinamik bir toplumsal ve ekonomik yapıda, eğitimin toplumsal ve ekonomik kalkınmayı destekleyebilmesi, eğitimin de dinamik bir yapı ve işleyişe kavuşturulması ile mümkün olabilir. Bu çerçevede, özellikle ortaöğretimin yapısının ve içeriğinin kısa sürede gözden geçirilmesi ve geleneksel mesleki eğitim modellerinin toplumun ve ekonominin ihtiyaçları ile ne kadar uyumlu olduğunun sorgulanması gerekmektedir.

9. Ekonomik ve toplumsal kalkınma açısından bir bireyin kaç yıl okula devam ettiğinden çok okulda, yaşamında başarılı olmasını sağlayacak hangi becerileri kazandığı üzerinde durulması gerekmektedir. Ekonomik ve toplumsal kalkınma açısından geleneksel, salt bilgiye dayalı becerilerin önemi giderek azalmakta, bunun yerine sosyal yaşam becerileri, en az bir yabancı dil dahil olmak üzere iletişim becerileri ve üst düzey bilişsel beceriler ön plana çıkmaktadır. Ekonomik kalkınmayı destekleyecek eğitimin sürdürülebilir bir küresel rekabetin vazgeçilmez unsurları olan bu yeni becerileri kazandırmaya odaklanması gerekir.

10. Seçkin ortaöğretim kurumlarının oluşturulması ve kurumlara devam edebilmenin pratikte ve toplumsal algıda üniversiteye gidebilmenin bir aracı olarak görülmesi eğitim sisteminde ciddi boyutta eşitsizliklere neden olmaktadır. Az sayıda okulda, az sayıda öğrenciye seçkinci bir eğitim vermek, toplumsal bütünlük ve ekonomik kalkınma açısından büyük tehdit oluşturmaktadır. Bu durum artık sürdürülebilir değildir ve bir bütün olarak toplumun tüm kesimlerinin geleceğini tehdit etmektedir. Bu tehdit, özellikle bugünkü durumdan memnun olan ve toplumsal ve ekonomik konumları itibariyle bugünkü durumdan yararlı çıktığı düşünülen kesimler için bir gerçekliktir.

11. Eğitimde erişim ve eşitlik, tartışmalarının bölgesel ve cinsiyete dayalı öğeler üzerinden yoğunlaştırılması yerine, bireysel bir hak olarak ele alınması daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Türkiye’nin bir bölgesinde eğitim diğer bir bölgesinden daha eşitlikçi değildir. Daha da önemlisi, öğrenci kazanımları açısından daha iyi durumda olduğu düşünülen bölgelerde az sayıda seçkin öğretim kurumu dikkate alınmadığında, geriye kalan kurumlarda bölgeler arasında da önemli bir fark kalmamaktadır. Bu nedenle, erişim ve eşitliğin her bir birey için hem eğitimin girdileri hem de öğrenci kazanımları açısından ele alınması gerekmektedir.

12. Yaşam boyu eğitimin formal eğitimin sınırları ötesinde, bireyin, toplumun, ekonominin ve demokrasinin ihtiyaçlarını karşılayacak nitelik ve kapsamda ele alınması gerekmektedir. Bunun için eğitimde tüm paydaşların katkılarıyla ulusal bir vizyon oluşturulmalıdır. Eğitimde yaş grupları ile sınırlı geleneksel bakış açısı ve uygulamaların yerine, ihtiyaçları dikkate alan daha esnek yapıların oluşturulması bir zorunluluk olarak görülmektedir.

13. Avrupa Birliği’ne üyelik çabamızın, eğitim sisteminin geliştirilmesinde ne gibi yararlar sağlayacağı, ne gibi fırsatlar sunacağı irdelenmelidir. Eğitimin kalitesinin ve eğitimde fırsat eşitliğinin geliştirilmesi, bilişim becerileri başta olmak üzere iletişim, girişimcilik gibi temel yeterliklere sahip bireylerin yetiştirilmesi, AB Lizbon stratejisi kapsamında dikkate alınması gereken önemli hedeflerdir. Ayrıca, gerek mesleki ve teknik eğitimde gerekse yükseköğretimde hareketliliği sağlayacak bir uyumun sağlanması da, Türkiye’nin ulusal çıkarları doğrultusunda anlamlı bir hedef olarak görülmektedir.

14. Türkiye’nin genç nüfusunun eğitilmesinde düşük ücretli alt düzey işler için insan yetiştirme yerine, küresel rekabette bir avantaj oluşturacak ileri teknoloji ve bilişim gibi alanlarda insan yetiştirmeye odaklanılmalıdır. Böylece gelecekte sermaye akışının yönünün Türkiye dönmesi sağlanarak, küresel ölçekte bir ekonomik avantaj elde edilebilir. Bunun yapılaması durumunda ise demografik bir gerçeklik olan genç nüfus, geleceğimiz açısından bir fırsat olmaktan çıkarak, ciddi bir tehdit haline gelebilir.

15. AB sürecinde eğitimde hedeflenen yeterlikler, daha çok ve daha iyi iş ve sosyal bütünlüğün sağlandığı, sürdürülebilir bir ekonomik büyümeyi gerçekleştirebilen, dünyanın rekabet gücü en yüksek ve en dinamik bilgiye dayalı ekonomisi için öngörülen yeterliklerdir. Eğitim sisteminin bu yeterlikleri kazandırabilme kapasitesinin ivedilikle değerlendirilmesi gerekir.

16. Ülkelerin katılımcı demokrasiye geçiş sürecinin en büyük aktörü sivil toplumdur. Hakim gruplar ise, bu sürecin kendi lehlerinde gelişmesi için sivil toplum kuruluşlarını kendi taraftarı haline dönüştürme çabası içindedir. Sivil toplum örgütleri Türkiye’de Eğitim Sisteminin geliştirilmesinde rollerini ve sorumluluklarını yeniden gözden geçirmek durumundadır. Sivil toplum örgütlerinin sorumluluğu ideolojik olarak her şeye karşı olmak ya da siyasal iktidarların yaptığı her şeyi desteklemek değildir. Sivil toplum örgütleri eleştirel fakat yapıcı bir rol üstlenerek eğitimin geliştirilmesine ve toplumun kalkınmasına katkı sağlamalıdır. Türk Eğitim Derneği Uluslararası Eğitim Forumu’nun düzenlenmesinde ve bu çerçevede gerçekleştirdiği çalışmalarda bu sorumluluk bilinci ile hareket etmektedir.

17. Türk Eğitim Derneği fikri takip prensibinden hareketle ve bir sivil toplum örgütü bilinci ile yukarıda tartışılan konularda çalışmalarını devam ettirecektir. Bu çerçevede Türk Eğitim Derneği, eğitimin her düzey ve türünü kapsayacak bir çalışma gerçekleştirecek ve Türkiye’nin Eğitim Sisteminin geliştirilmesi için sorunların tanımlandığı, önceliklerin ve stratejilerin ortaya konulduğu bir yol haritası oluşturacaktır. Bu yol haritasının ana eksenleri eğitimde erişim, eşitlik ve kalitenin geliştirilmesi üzerine odaklanacaktır. Bir sivil toplum örgütü olarak Türk Eğitim Derneği, bu yol haritasının oluşturulmasında ulusal ve uluslararası düzeyde uzmanların birikimlerinden ve ilgili tüm kurumsal ve toplumsal tarafların katkı ve katılımlarından yararlanacaktır. Ulusal bir program niteliğinde olacak bu yol haritası, Türk Eğitim Derneği tarafından yayınlanarak ilgili tüm taraflarla paylaşılacaktır.

Türk Eğitim Derneği, kuruluşunun 80. yılında eğitim hakkının yaşam boyu öğrenme perspektifi içinde ele alınmasını, sorunların tartışılmasını, politikaların ve çözüm önerilerinin geliştirilmesini sağlayacak bir diyalog ve platform oluşturmayı amaçlamıştır. Forumda gerçekleşen tartışma ve paylaşımlar, Türk Eğitim Derneğinin Türkiye de eğitim hakkının geliştirilmesini sağlayacak ulusal bir belge oluşturmasında iyi bir temel ve başlangıç noktası oluşturmuştur. Sonuç olarak, ilgili tüm tarafların katılımı ile hazırlanacak ulusal bir programın oluşturulması, günlük ideolojik tartışmaların ötesinde ve ülkemizin geleceği açısından bir zorunluluk olarak değerlendirilmektedir. Ulusal bir eğitim programının hazırlanarak, gelecek kuşakların daha iyi bir eğitim alması ve ülkemizin insan sermayesinin geliştirilmesi için ulusal düzeyde ortak akıl işe koşulmalıdır. Akla ve sağduyuya dayalı çözümler ancak ilgili tüm tarafların çözüm sürecine katılımı ile gerçekleştirilebilir.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ


A1Haber - Poldy İnsan Kaynakları