24 Ağustos 2017 Perşembe
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TÜSİADtan Enerjide Arz Güvenliği Uyarısı
28 Aralık 2007 Cuma 12:07

TÜSİAD'tan Enerjide Arz Güvenliği Uyarısı

TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Türkiye’nin çok boyutlu bir enerji politikasına sahip olmasının önemine dikkat çekti.

TÜSİAD'tan Enerji Konferansı


Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği TÜSİAD, Sanayi, Hizmetler ve Tarım Komisyonu bünyesinde faaliyet gösteren Enerji Çalışma Grubu tarafından 27 Aralık 2007 tarihinde Ceylan Intercontinental Oteli'nde düzenlenen Enerjide Arz Güvenliği: Fırsatlar ve Öneriler konferansının açılışında konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Türkiye’nin çok boyutlu bir enerji politikasına sahip olmasına dikkat çekti.

Arzuhan Doğan Yalçındağ, konuşmasında şunları söyledi:

"Gelecek 25 yıl içerisinde dünya enerji tüketiminin %50 artacağı tahmin ediliyor. Bu tahmin, sürdürülebilir, rekabetçi ve güvenilir enerjinin sağlanmasını, tüm ülkeler için çok önemli kılıyor. Bu çerçeve, Türkiye’nin çok boyutlu bir enerji politikasına sahip olmasını gerektiriyor.

Türkiye, ham petrol kaynaklarının %73’ünün, doğal gaz kaynaklarının ise %72’sinin çevresindeki Hazar, Ortadoğu ve Rusya gibi ülkelerde bulunması nedeniyle, enerjide arz güvenliğinin sağlanmasında bir üs olmak için en uygun adaydır. Türkiye, bu coğrafi konumundan yararlanarak uluslararası enerji arenasında daha etkin bir rol alarak, istediği projeleri gerçekleştirdiği takdirde hem kendi arz güvenliğini sağlayacak, hem de AB’nin kendi içersinde arz güvenliğini sağlamasına yardımcı olabilecektir. Son dönemlerde, AB ülkelerinde ve petrol ve gaz tedarikçisi ülkelerde yaptığımız temaslarda, Türkiye’nin dünya enerji piyasasında oynayabileceği potansiyeli çok yakından gözlemleyebiliyoruz. Ancak bunun gerçekleşmesi bazı koşullara bağlı.

Bu koşullardan ilki enerji kaynaklarını çeşitlendirmek.

Türkiye petrol ve doğal gaz enerji kaynakları bakımından sınırlı ve ithalatçı bir ülkedir. 2006 yılında enerji tüketiminin %70’inden fazlasını enerji ithal ederek karşılamıştır. Enerjide arz güvenliğinin sağlanması, kaynak ve ülke çeşitlendirmesini gerektiriyor. Özellikle son dönemde, Enerji Bakanlığının, hem yurtiçinde, hem de yurt dışında ülkemizin kaynak çeşitliliğinin sağlanması yönünde attığı adımları memnuniyetle karşılıyoruz. Bu çerçevede, nükleer enerjinin ve yerli kaynakların kullanımının da teşvik edilmesi gerekiyor. Yerli kaynaklarımızın gelişimi için yenilenebilir enerji kaynakları, enerjinin etkin kullanımı ve temiz kömür teknolojileri önem taşıyor. Bu kapsamda Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesine İlişkin Kanun çok önemli bir adım oldu. Bu kanunun gereklerinin bir an önce yerine getirilmesi, nükleer enerji yatırımlarının önünün açacak ve arz güvenliğine olumlu katkı yapacaktır.

İkinci koşul ise, enerji sektöründeki liberalizasyon sürecini hızlandırmaktır.

Uluslararası Enerji Ajansı projeksiyonlarına göre, 2020 yılına kadar Türkiye’de enerji tüketimi, dünya ortalamasının üzerinde artacak. Talebin öngörüldüğü gibi yılda ortalama %7.9 oranında gelişmesi durumunda, mevcut tüm kapasitenin kullanılması halinde dahi 2012 yılında güç yedeği kalmıyor. Enerji Bakanlığı 2020 yılına kadar elektrik sektöründe %150 ek kapasite yatırımları gerekeceği tahminini yapıyor. Bu yatırımın parasal karşılığı yaklaşık 90 milyar dolar olarak hesaplanıyor.

2004 yılında kabul edilen Enerji Strateji Belgesi’ne göre, bu yatırımların özel sektör tarafından yapılması benimsenmişti.

Yeni yatırımların yapılmasının aciliyeti göz önünde bulundurulduğunda, devlet özel sektör yatırımları için uygun bir yatırım ortamı yaratmakta geç kalmaktadır.

Liberal bir piyasanın oluşturulması, gerek Türk iş dünyası, gerekse Türkiye’nin AB müzakere süreci açısından önemlidir. Enerji faslında katılım müzakerelerinin yakın bir dönemde açılması beklenmektedir. Bu çerçevede, enerji sektöründe rekabeti öngören, gerekli düzenlemeleri yapılmış, işleyen bir piyasa yapısının oluşturulması şarttır. Avrupa Enerji politikası arz güvenliğinin sağlanmasında ve enerjinin rekabetçi fiyatlardan temininde, ulusal kamu idaresinin piyasadaki hakimiyetinin azaltılmasını, piyasada şeffaflığın sağlanmasını ve dağıtım ve üretim faaliyetlerinin ayrıştırılmasını öngörmektedir.

Türkiye’de enerji piyasalarının serbestleşme süreci, 2001’de yürürlüğe girmiş olan Elektrik Piyasası ve Doğalgaz Piyasası Kanunları ile kağıt üzerinde başlamış, ancak geçen süre içinde ilerleme, başlangıçta öngörülenin çok gerisinde kalmıştır. Türkiye’de liberalizasyonun gecikmesi, ülkeyi gelecekte arz sıkıntısı riski ile karşı karşıya bırakmaktadır. İş dünyası açısından, en pahalı enerji, olmayan enerjidir. Sektörlerimizin, enerjiye rekabetçi fiyatlardan ve sürekli olarak erişimi için liberalizasyon sürecine yeniden hız verilmelidir.

Üçüncü koşul ise, kamu ve özel sektör arasındaki diyalogu güçlendirmektir.

Unutmayalım ki, kendi içindeki sorunları çözememiş bir ülkenin, bölgesindeki enerji arz güvenliği sorununu çözmesi hiç de kolay olmayacaktır. Bu amaçla, sektördeki sorunları tespit edecek ve çözüm önerileri geliştirecek bir kurumsal mekanizmaya ihtiyaç vardır. Çünkü giderek küreselleşen bu piyasada güçlü şirketlerin önemi her geçen gün daha da artmaktadır.

Enerji sektöründe gereken reformların yapılmasını sağlayacak, somut ve uygulanabilir bir stratejinin oluşturulması, ancak, 100 milyar dolar civarındaki yatırımları yapması beklenen özel sektörün bu konudaki görüşlerinin dikkate alınması ile mümkündür.

Diğer yandan, tam rekabetçi ve işleyen bir piyasa oluşturulması, etkin denetim ve gözetim mekanizmalarının tesisini de zorunlu kılmaktadır. Kamunun gelecek dönemdeki rolü, yatırımcı ve işletmeci olmaktan ziyade düzenleyici fonksiyonu etkin yerine getirmektir. TÜSİAD olarak enerji sektöründe yatırımın önündeki teknik ve idari engellerin bir an önce kaldırılması için özel sektör ve kamu sektörü arasında sürdürülmekte olan diyalog mekanizmasını destekliyoruz."

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ


A1Haber - Poldy İnsan Kaynakları