19 Ağustos 2017 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TELKODER: Serbestleşmeye Önem Verilmeli
05 Ekim 2007 Cuma 11:07

TELKODER: Serbestleşmeye Önem Verilmeli

TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, Bilişim Zirvesi kapsamında düzenlenen Bilgi Toplumu Stratejisi Forumu’nun konuşmacıları arasındaydı.

Bilişim Zirvesi Forum@Bilişim kapsamında düzenlenen 2010 yılında Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşmesini amaçlayan strateji raporu, bir yıl sonra hangi noktaya geldi? Türkiye’de stratejik önceliğe sahip 7 konuda hangi gelişim noktaları kaydedildi?” konulu Bilgi Toplumu Stratejisi Forumu'nun konuşmacıları arasında yer alan TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, strateji raporunda yer alan Rekabetçi, Yaygın ve Ucuz İletişim Altyapı ve Hizmetleri konusunda bir konuşma yaptı.

Arıak şunları söyledi: “Türkiye’de serbestleşme ve özelleşme, ilk defa 1994 yılında çıkarılan 4000 sayılı kanun ile mevzuatımıza girdi. 2000 yılında, serbestleşme ve Telekomünikasyon Kurumu’nun kuruluş kanunu çıkarıldı. 2001 yılında, Telekomünikasyon Kurumu kuruldu. 2002’de ilk lisanslar verilmeye başlandı. Son derece eskiye dayanan bir serbestleşme tarihçemiz olmasına ve tüm serbestleşme çalışmalarına rağmen, yeni işletmecilerin pazar payı %2 civarında. Bu oran, AB ülkelerinde %50. Bu durumun, siyasi irade eksikliğinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Siyasetin artık serbestleşmeye daha fazla önem vermesini bekliyoruz.

Sabit Telefon Hizmetlerinde Rekabet Yok

Dünya örneklerine baktığımızda ülkelerin serbestleşme için kullandığı iki ana yöntem olduğunu görüyoruz. Bunlardan birincisi, altyapıya dayalı rekabetin oluşturulması; ikincisi ise hizmete dayalı rekabetin oluşturulmasıdır.

Birinci yöntemin uygulanamamasının bir sonucu olarak, ülkemizdeki serbestleşme için sadece ikinci yöntem uygulanmaya çalışılmıştır. Türk Telekom’un kullanım hakkına sahip olduğu sabit telefon şebekesini, yeni işletmecilere kullandırmama yolunu seçmiş olması da bugün yaşadığımız olumsuz ortamın doğmasına sebep olmuştur.

Sabit Telefon Hizmetlerinin rekabete açılması için çok önemli olan Şehiriçi Telefon Hizmeti Lisansları İçin Yönetmelik yayımlandı; ama bu, yeterli değil. Lisans bedelinin tespit edilmesi için Bakanlar Kurulu’nun karar alması gerekiyor.

Şehiriçi Telefon Hizmeti Lisans Verme sürecinin birkaç aya kadar sonuçlanmasını, lisans alan işletmecilerin iş yapabilmesi için gerekli ortamın sağlanmasının yıl sonuna kadar tamamlanmasını, yeni işletmecilerin yatırımlarını tamamlayarak hizmet vermeye başlamalarının da 2008 yılı içinde gerçekleşmesini umuyorum.

Bugün, şehiriçi telefon görüşme lisansları verilmemiştir. Pazarın %64’ü rekabete kapalıdır.

HesaplıHatt ve YazlıkHatt abonelerinin, Türk Telekom’un rakibi olan Uzak Mesafe Telefon işletmecilerinin hizmetlerinden yararlanmaları engellenmektedir. Abonelerin %50’si rekabete kapalıdır.

Sabit telefon görüşme gelirlerinden elde edilen pazarın toplamının yaklaşık %75’i rekabete kapalıdır.

Rekabete açık gibi görünen %25’lik bölüm ise “Fiyat Sıkıştırması” denilen yöntemle kapalı tutulmaya çalışılmaktadır.

Tüm bu nedenler sonucunda birçok alanda yüzlerce işletmeci lisans almışken, sadece çok küçük bir bölümü faaliyet gösterebilmiştir. Uzak Mesafe Telefon İşletmeciliği alanında 45 firma lisans almışsa da faaliyet gösterebilenlerin sayısı 10-15 civarında kalmıştır.

Kablo TV Şebekesi Kullanılamıyor

Bu arada kablo şebekesinin durumuna dikkat çekmek istiyorum. Kablo şebekesi, Türk Telekom’un özelleştirilmesi öncesinde, altyapı rekabetinin sağlanabilmesi için Türksat’a emaneten verildi. Altın değerindeki kablo şebekesinin ülke ekonomisine kazandırılması, bu şebekenin özelleştirilmesinden elde edilecek gelirin daha fazla düşürülmemesi, tüketici yararının korunması ve rekabet koşullarının iyileştirilmesi için Telekomünikasyon Kurumu’nun inisiyatif alarak bu duruma bir çözüm bulması, siyasi otoritenin de çözüme destek olması gerekiyor.

AB’nin Çok Gerisindeyiz

Avrupa Birliği’nin 29 Mart 2007 tarihinde yayımlanan 12. raporunda AB’de alternatif işletmecilerin sabit telefon alanında pazar paylarının %28 ile %43 arasında olduğu görülmektedir. Türkiye’de ise bu oran sadece %1 seviyesindedir.

Genişbant konusunda ise alternatif işletmecilerin AB’de %52 pazar payına sahip oldukları, yine aynı raporda belirtilmektedir. Bizde ise TTNet pazarın %97’sine sahiptir. Alternatif işletmecilerin payı sadece %3’tür.

OECD’nin 12 Nisan 2007 tarihinde yayımlanan 2006 sonu genişbant istatistiklerine göre, Türkiye 30 ülke arasında 29. sırada yer almaktadır. Genişbant erişim teknolojilerine göre, Türkiye’de DSL %3,8, kablo, fiber ve diğer tüm erişim yüzdeleri 0 olarak gösterilmiş; nüfusa göre genişbant oranı ise %3,8 olarak belirlenmiştir. Bu konuda OECD ortalamaları şöyledir: DSL %10,5, kablo % 4,9, fiber %1,1, diğer %0,3 ve nüfusa göre genişbant oranı %16,9’dır.

Çözüm Önerileri

Serbestleşmenin amacı, sabit ve mobil piyasalarda daha çok işletmecinin faaliyet göstermesinin sağlanarak tam rekabetin tesis edilmesidir. Ancak bu yolla tüketicinin hakları korunabilir; yatırım, istihdam, yerli Ar-Ge artırılabilir. Bunun için öncelikli olarak, siyasi iradenin serbestleşmeyi benimsemesi ve arkasında durması, bunun ardından Telekomünikasyon Kurumu’nun serbestleşmenin gerçekleşmesi için gerekli önlemleri almada hızlı ve etkin davranması gerektiğini sayabiliriz. Kablo şebekesinin bir an önce özelleştirilmesi de öncelikli konularımızdan biri olmalıdır. Ayrıca WiMAX, MVNO gibi lisansların verilmesi, yerel ağın paylaşıma açılması, veri akış erişiminin uygulanmasının sağlanması, Türk Telekom tarifelerinin maliyet esaslı olarak belirlenmesi, rekabet ihlallerine meydan verilmemesi gibi çok sayıda öncelikli konu da gündemimizde yer almalıdır.”

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ


A1Haber - Poldy İnsan Kaynakları