21 Kasım 2017 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MÜSİADtan Tarım Raporu
06 Aralık 2010 Pazartesi 11:13

MÜSİAD'tan Tarım Raporu

Tarımda yüksek verimin elde edilerek katma değerin artırılması gerektiği üzerinde durulan raporda, çiftçilere eğitim seferberliği başlatılarak, yağlı tohumlar konusunda bir konsey kurulması önerisinde bulunuluyor.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker"in katılımıyla Elazığ"da gerçekleştirilen toplantı ile açıklanan "Türkiye"nin Tarımsal Gücü ve Geleceği" adlı tarım raporunda Türkiye"nin kalkınmasında tarımının temel rol oynadığı vurgulanarak sektörle ilgili çarpıcı gelişmelere yer veriliyor.
Ülkemizin, son yıllarda yapılan yoğun çalışmalarla, dünyanın 8. büyük tarım ekonomisi haline geldiğini fakat sahip olduğu büyük potansiyelle daha iyi bir seviyeye gelebileceğini kaydeden ve bu bağlamda üzerinde durulması gereken meseleleri ele alan raporda MÜSİAD'ın beklentilerine yönelik şu bilgilere yer veriliyor:
Güncel veriler bugün tarımın büyük bir girişimcilik sektörü olduğunu ve ileri teknoloji ve bilginin uygulama alanı haline geldiğini, dolayısı ile burada büyük bir katma değer zincirinin kurulabileceğini göstermektedir. Tarımın Türkiye"nin kalkınmasında merkezi bir rol oynaması gerektiği kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Çok düşük olan tarımsal verimliliğin gelişmiş ülke ortalamalarına yakınsatılabilmesi durumunda, tarımın kalkınmanın sürükleyicisi olacağı tahmin edilebilir.
Türkiye"de tarımsal üretimde devamlı bir artış kaydedilmekle birlikte, hayvancılık başta olmak üzere tarımsal verimlilik gelişmiş ülke standartlarından düşüktür. Oysa Türkiye, ekim alanı ve üretim miktarı bağlamında buğday, arpa, yulaf gibi birçok tarla bitkisi ile sebze-meyve tarımında dünyada ilk on ülke arasına girerken, bu ürünlerin bazılarının verimliliğinde ancak ilk 50 ülke arasına girebilmektedir. Sektörünün eksikliği verimliliktir. Verimlilikte ise bilgi, eğitim, teknoloji, ölçek ekonomileri ve sulama ve kimyasal gübrelerin kullanımı gibi girdi unsurları ön plana çıkmaktadır. Türkiye katma değerli ürünlere geçmeli ve tarım kesimi kendi toprakları üzerinde kiracı konumuna düşürülmemelidir.
Türkiye bitkisel genetik kaynaklar ve çeşitlilik açılarından dünyanın nadir ülkelerinden biri sayılmaktadır. Türkiye"nin flora zenginliği, iklim çeşitliliği, toprak varlığı ve su kaynaklarının tarım için elverişli oluşu Türkiye"yi eşsiz bir konuma oturtmaktadır. Ülkemizin bu avantajını korumak için son yıllarda ekim sahası hızla artan transgenik bitkilerin ekimi sürecinde doğal flora zenginliğine zarar vermeyecek bir strateji uygulanmalıdır.
Türkiye"nin tarım dayalı önemli bir potansiyeli de katma değer ve istihdam katkısı giderek artan gıda sanayii alanındadır. Toplumun güvenli ve kaliteli gıda tüketmesi hedefinin gerçekleştirilmesi amacı stratejik bir öneme sahip olup, var olan denetim ve kontrol mekanizmalarının sürdürülebilir ve daha etkin hale getirilmesi, mevcut mevzuatın AB mevzuatı esas alınarak düzenlenmesi ve uygulamaya konması devletin öncelikli hedefleri arasında yer almalıdır.
Ülkemizde tarımsal üretimle uğraşan girişimcilerin üretimden tüketime kadar olan zincirdeki bilgi eksikliği önemli bir sorundur. Örneğin, büyük yatırımların yapıldığı tarımsal sulamada istenilen hedefe ulaşmak için sulamayı yapan çiftçinin eğitilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu bakımdan tarımda eğitim seferberliği çok büyük önem taşımaktadır. On binlerce ziraat mühendisine iş sağlayabilecek büyük bir tarım potansiyeline sahip olan ülkemizdeki tarım sektöründe yaşanan istihdam sorunu üretim yapılarının güçlendirilerek geliştirilmesi yolu ile çözülebilir.
Ülkemizde ve dünyada üretim ve tüketimi en yaygın tahıl cinsi olan buğdayın, küresel ısınma ve verimsiz üretim gibi şartlar altında kaçınılmaz bir şekilde arz açığı vereceği aşikardır. Bu sorunun önlemini almak da verimliliği arttırmaktan geçmektedir. Kaliteli ürün elde edilmesi için ise; ülkemizin belli yörelerinde nitelikli tohumluk, geliştirilmiş yetiştirme teknikleri ve yeterli girdi ve yöntemle desteklenmiş paket programlar uygulanmalıdır. Diğer tahıllarda da buğdaya benzer durumlar yaşanmaktadır.
Üretilen bitkisel yağların ihtiyaca cevap vermeyecek düzeyde olması, bu yağların milyar dolarlarla ifade edilen miktardaki ithalatına sebebiyet vermektedir. İthalat yerine, ülkemizdeki üretim seviyesini yükseltecek ve bu bağlamda hem Türk çiftçisinin gelir seviyesini yükseltecek hem de tohum küspeleriyle hayvancılığı teşvik edecek ciddi çalışmalar yapılmalıdır. Analizler, bir "Yağlı Tohumlar Konseyi"kurulmasını şart kılmaktadır.
Türkiye"de hayvancılık işletmelerinin büyük çoğunluğunda barındırma koşulları yetersizdir. Bu durum, hayvanlardan beklenen verimin alınamaması yanında onların hayatlarını da olumsuz yönde etkilemektedir. Türkiye"de diğer hayvan türlerinde olduğu gibi, koyun ve keçide de kârlılığı azaltan en önemli etmenlerin başında hastalıklar gelmektedir. Bu nedenle son yirmi yılda, Türkiye koyun ve keçi sayısında da önemli düzeylerde azalma olmuştur. Hayvan sayısındaki azalma, toplam et, süt ve deri üretiminde de önemli gerilemelere neden olmaktadır. Yapılan ayrıntılı çalışmalara göre, koyun ve keçi yetiştiriciliğinin örgütsüz ve sahipsiz niteliğinden dolayı sektör istismara çok açıktır. Özellikle kırsal kesimin daha da yoksullaşmasına neden olan bu meselenin çözümü için adımlar atılmalıdır.
Türkiye gibi bir çok yem bitkisi türlerinin yetiştirilmesineelverişli olan bir ülkede bu sektörün acilen geliştirilmesi zaruridir. Fakat, doğal çayır-mera alanlarımız büyük ölçüde tahrip edilmiş durumdadır ve bu tahrip ne yazık ki devam etmektedir. Kuşkusuz, gerek çayır ve meralarımızın ve gerek yem bitkileri ekim alanımızın etkin bir düzeyeçıkarılması,hayvansalürünlerimizdekalitevemiktarartışına,dolayısıylaülkemiz insanının beslenme seviyesinin dünya standartlarına ulaşmasına katkı sağlayacaktır.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ


A1Haber - Poldy İnsan Kaynakları