20 Kasım 2017 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MOBİLSAD’dan Baz İstasyonları Açıklaması
25 Haziran 2012 Pazartesi 13:10

MOBİLSAD’dan Baz İstasyonları Açıklaması

MOBİLSAD Başkanı Prof.Dr.Kerem Alkin, baz istasyonlarının şehir dışına taşınmasının haberleşme özgürlüğüne ters düştüğünü söyledi.

Haberleşme özgürlüğünün Anayasa’da “Herkes haberleşme hürriyetine sahiptir” ibaresi ile güvence altına alındığına dikkat çeken MOBİLSAD Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin, “İnsanlık hakkı olan haberleşme, baz istasyonlarının şehir dışına taşınması ile elimizden alınacak” dedi.

Baz istasyonlarının şehir dışına taşınmasına yönelik yargı kararını değerlendiren Mobil Servis Sağlayıcı İş Adamları Derneği (MOBİLSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin, haberleşme ve iletişimin bir insanlık hakkı olduğunu belirterek, “Haberleşme ve iletişimin bir insanlık hakkı olduğu T.C. Anayasamızın 22. Maddesi’ne ‘Herkes haberleşme hürriyetine sahiptir’ ibaresi ile güvence altına alınmıştır. İnsanlık hakkı olan haberleşme, baz istasyonlarının şehir dışına taşınması ile, bizlere verilen bu hakkın engelleneceği anlamına gelmektedir” dedi.

Güvenlik açısından da sorun yaşanacak
Mobil haberleşmenin sadece normal günler için değil, özellikle olağanüstü günler için daha da büyük önem arz ettiğini belirten Prof. Dr. Kerem Alkin, “Eğer yargı kararı uygulanarak baz istasyonlar şehir dışına alınsaydı, cep telefonları sayesinde son Van Depremi’nde enkazdan kurtarılan kaç kişi olurdu?’ sorgusunu yapmamız gerekiyor. Sadece depremde değil, dağda yoğun kar yağışı, tipi nedeniyle, ya da yolunu kaybettiği için donmaktan kurtarılan insanlarımız, hep baz istasyonların stratejik noktalara konuşlandırılması sayesinde kurtarılıyor. Eğer, baz istasyonları şehir dışına çıkarılırsa, güvenlik birimlerinin terörle mücadele, kaçırılan veya kaybolan vatandaşlarımızın izini bulmak dahil, güvenlik açısından da ciddi sorunlar yaşanacak” dedi. Prof. Dr Kerem Alkin ayrıca, ekonomik ölçekte, sektörleri derinden etkileyecek yasal düzenlemeler ve yargı kararlarında, sektörün en büyük dilek ve umudunun, sosyo - ekonomik etki analizinin çok detaylı yapılması olduğunu söyledi.

32 milyar dolarlık sektör
Dünyada kablo döşemenin maliyetli veya imkansız olduğu Kuzey Avrupa ülkelerinde 1982’de kablosuz iletişim çalışmalarının başladığına dikkat çeken Prof. Alkin, 1991’de ilk kez Finlandiya’da cep telefonunun kullanılmaya başlandığını belirtti. İlk kısa mesajı 1992 yılında atıldığı bilgisini de veren Prof.Dr. Alkin, “Ülkemizde ise 1994 yılının mart ayında ilk GSM şirketi faaliyete girdi. 2 ay sonra da ikinci GSM şirketi ve 2001 yılında üçüncü GSM şirketi faaliyetine başlamış oldu” dedi. 2011 sonu itibariyle 66 milyon civarında GSM abonesinin Türkiye geneline yaygın 45. bin baz istasyonu sayesinde hizmet aldığına dikkat çeken Prof.Dr. Alkin, “Türkiye Batı Avrupa ülkeleri içinde 29 yaş ortalaması ile oldukça genç bir nüfusa sahip ve bu genç insanların büyük bir bölümü şehirlerde yaşıyor. Bu özelliğimiz nedeni ile de bilgi ve teknoloji sektörü ülkemizde her zaman büyüme trendi içerisinde olacaktır. Rakamlar da zaten bunları doğruluyor. Örneğin Türkiye’de bilgi ve iletişim sektörünün toplam büyüklüğü 32 milyar dolar iken, GSM sektörünün payı 15 milyar dolar” diye konuştu.

Türkiye’nin dünyanın en büyük 4. cep telefonu pazarı olduğunu açıklayan Prof. Alkin, “GSM şebekelerinin hizmet vermeye başladığı yıldan bugüne ülkemizde 136 milyon adet cep telefonu satılmıştır. Kullanılan cep telefonlarının sayısı 2010 – 2011 döneminde 2.6 milyon adet artmıştır. Ülke olarak cep telefonu cihazlarına ödediğimiz toplam miktar 29 milyar dolar” dedi. Her yıl Türkiye’ye ortalama 16 milyon adet yeni cihaz ithal edildiğine dikkat çeken Prof. Alkin, “66 milyon abonenin ayrılmaz parçası olan cep telefonu, 24 saat içinde bireylere 1 metre mesafede bulunan ve en çok kullanılan tek cihaz özelliğini taşıyor. Cep telefonları artık, kişilerin yaşam tarzları hatta hayatlarının ayrılmaz parçası olmuştur. Cep telefonları sadece iletişim için değil, 3G’nin Türkiye’ye gelmesi ile birlikte kişilerin hayatlarını kolaylaştıran binlerce servisin kullanım yaygınlığını da sağlamıştır” dedi.

Baz istasyonlarının şehir dışına taşınması halinde, bugün GSM şirketleri tarafından devlet ile yapılan imtiyaz sözleşmesi kapsamında verilen bu kamu hizmetinin, verilemez hale geleceğini ifade eden Prof. Alkin, “Bu durumda mobil servis sağlayıcı şirketler olarak milyonlarca aboneye hayatı kolaylaştıran servisler geliştirmemiz, ülkemize ihracat geliri yaratmamız, uluslararası alanda rekabet etmemiz ve istihdam yaratmamız söz konusu olmayacaktır” dedi. Günümüzde gerek GSM şebekesi,gerek geniş bant internet  şebekesi ve gerekse dijital karasal yayıncılık şebekelerinin  insan sağlığına zararı olmayan özelliklere sahip olan bir yapı olduğuna dikkat çeken Prof. Alkin, “Ülkemizdeki baz istasyonlarının değeri AB ülkelerinin belirlemiş olduğu  değerlerinde altındadır.  Kaldı ki; dünya üzerinde henüz baz istasyonlarının veya cep telefonlarının insan sağlığına zararı ile ilgili ispatlanmış hiç bir bilimsel çalışma söz konusu değil. Tüm dünyada baz istasyonlarını bırakın şehir dışına çıkarmayı  tam tersi  ev-bina  içi minik baz  istasyonları (Fem to Cell) kurularak  daha düşük yayınlar ile  sinyalleşmeyi  güçlendiren  teknolojiler yaygınlaşmaktadır” dedi.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ


A1Haber - Poldy İnsan Kaynakları