18 Kasım 2017 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İşsizlikte Bölgesel Eşitsizlik Arttı
09 Mayıs 2012 Çarşamba 15:20

İşsizlikte Bölgesel Eşitsizlik Arttı

BETAM’ın İşsizlikte Bölgesel Eşitsizlik araştırma notuna göre, 2010-2011 döneminde işsizlik azalırken, işsizlikteki bölgesel eşitsizlik artmıştır.

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM), Prof. Dr. Seyfettin Gürsel ve Araştırma Görevlisi Ayşenur Acar tarafından hazırlanan "İşsizlikte Bölgesel Eşitsizlik” başlıklı araştırma notunu yayınladı.

Bu araştırma notunda, işsizlik düzeyleri itibariyle bölgeler arası eşitsizliğin 2005-2011 döneminde ne yönde geliştiği incelenmektedir. Genel ve tarım dışı işsizlik oranları için hesaplanan Değişim Katsayısı ve Gini Endeksi eşitsizlik ölçütleri eşitsizliğin 2005-2011 döneminde azaldığını gösteriyor. Nitekim 2010-2011 döneminde işsizlik azalırken işsizlikte bölgesel eşitsizlik artmıştır. Bu durum son altı yılda bölgesel eşitsizlikte gözlemlenen düşüşün kalıcı olup olmadığı konusunda da soru işaretleri uyandırmaktadır. Bölgeler düzeyinde işgücü piyasası dinamiklerinin büyük farklılık sergilemesi, bu nedenle de işsizlikteki azalış ve artışların, aynı zamanda eşitsizlikteki değişimlerin farklı etkenlerden kaynaklanması, işsizlikle mücadele politikalarının da bölgeden bölgeye farklı tasarlanması gerektiğine işaret ediyor.

Ülke genelinde incelemeye alışık olduğumuz işsizlik oranlarının seyrini, 2005’den 2011’e “Bölgesel işgücü piyasaları: İşsizliğin bölgesel evrimi ve yapısal sorunlar”   adlı araştırma notunda bölgesel düzeyde incelemiştik.  Sonuçlar, işsizlik oranlarında oldukça belirgin bölgesel farklılıklar olduğunu ve bu farklılıkların zaman içinde hızla değişebildiğini gösteriyor. Bölgesel düzeyde yaşanan bu gelişmelerin bölgesel işsizlik dağılımında eşitsizliği nasıl etkilediği merak edilebilir.  Bu amaçla, eşitsizlik ölçümünde en yaygın olarak kullanılan iki farklı ölçütü (Gini ve Değişim katsayıları)  Düzey 2 bazında hem genel işsizlik için hem de tarım dışı işsizlik   için hesapladık.  2005’den 2011’e, gerek genel işsizlik oranı gerekse tarım dışı işsizlik oranı az da olsa azaldı ama alt dönemler itibariyle dalgalı bir gelişme gösterdi.

Buna karşılık işsizlikte bölgeler arası eşitsizliğin, işsizlikteki bu dalgalı gelişmelerden bağımsız bir seyir izlediğini gözlemliyoruz: 2005’den 2011’e işsizlikte bölgesel eşitsizliğin önemli ölçüde azaldığı görülüyor. Genel işsizlik oranları itibariyle Değişim Katsayısı 0,40’dan 0,31’e yüzde 22,5 azalırken, Gini katsayısı da 0,22’den 0,17’e yüzde 22,7 oranında azalıyor . Daha düşük olmakla birlikte tarım dışı işsizlik itibariyle de eşitsizliğin azaldığı görülüyor. Bölgesel tarım dışı işsizlikte Değişim Katsayısı 0,30’dan 0,26’ya yaklaşık yüzde 13,3 azalırken, Gini katsayısı da 0,16’dan 0,14’e yaklaşık yüzde 12,5 azalıyor. Bu arada, tarım istihdamının bölgeler arasında oldukça eşitsiz dağılmasının bir sonucu olarak tarım dışı işsizliğin beklendiği gibi bölge düzeyinde genel işsizliğe kıyasla daha az eşitsiz dağılım sergilediğini not edelim.

İşsizlik oranları itibariyle bölgesel eşitsizliğin 2011’de 2005’e kıyasla daha düşük bir düzeyde olduğu gerçekse de, eşitsizliğin azalma eğiliminde olduğunu söylemek zor. Eğer incelenen altı yılda eşitsizlik sistematik biçimde azalmış olsaydı, azalma eğiliminden söz edilebilirdi. Ancak bölgesel eşitsizlik dalgalı bir seyir izliyor. Üstelik 2010’dan 2011’e eşitsizlikte artış meydana geldiğini not edelim. Genel işsizlikte değişim katsayısı 0,27’den 0,31’e, Gini katsayısı da 0,15’den 0,17’ye yükseliyor. Keza tarım dışı işsizlikte de değişim katsayısı 0,22’den 0,26’ya, Gini katsayısı ise 0,12’den 0,14’e yükseliyor. Bu artışların devam edip etmeyeceğini bilmiyoruz. Bir başka gözlem de tarım dışı işsizlik itibariyle bölgeler arası eşitsizlik artışlarının toplam işsizlik oranın arttığı 2006-07 döneminde olduğu kadar azaldığı dönemde de (2010-2011) meydana gelmesi ve aynı minvalde eşitsizlikte azalışların işsizliğin hem arttığı (2007-2009) hem de azaldığı (2009-2010) dönemlerde ortaya çıkabilmesidir.

Bu gözlemler işsizliğin bölgesel dağılımı ile işsizlik düzeyindeki değişimler arasında anlamlı bir ilişki olmadığını gösteriyor. Bu gözlem elbette bölge düzeyinde işsizliği azaltmaya yönelik özgün politikalar tasarlamayı ve uygulamayı önemsiz kılmaz. Toplumsal refah açısından birinci en iyi, toplam işsizlik azalırken bölgeler arası işsizlik eşitsizliğinin de azalması olacağından, işsizliğin yüksek olduğu bölgelerdeki işsizlik oranlarında nispeten daha büyük çapta düşüşlerin gerçekleşmesinin gerektiği aşikârdır. Bu da ancak yüksek işsizliğin sürdüğü bölgelerde özgün politikaların devreye girmesi ile mümkün olabilir.

Eşitsizliğin olası nedenleri, sonuçları ve öneriler

2005’den 2011’e hem genel hem de tarım dışı işsizlik oranlarında bir düşüş gözlense de, bölgesel düzeyde farklılaşmalar ve eşitsiz bir dağılım görmekteyiz. Bu eşitsiz dağılımın bir takım nedenleri olduğu çok açık. Çok girift bir konu olmakla beraber, eşitsizliğin nedenlerinden ve sonuçlarından biri de göç olabilir. Aslında, bir nevi paradoksal bir durum söz konusu. Öyle ki, eşitsizlik bazı bölgeleri istihdam olanakları açısından daha cazip hale getirip, o bölgeye olan göçü tetikleyebilir.  Ancak, işsizlik oranları açısından eşitsiz bir dağılım sonucu meydana gelebilen göçün etkisiyle de eşitsizlik daha da artabilir.

Elbette göçü tetikleyen coğrafi, politik vb başka birçok neden vardır. Nedeni ne olursa olsun, bilinmelidir ki, göç beraberinde bir takım sorunları da getirmektedir. Gerek eğitimin kalitesi gerekse okullaşma oranı olarak Türkiye halen gelişmiş ülkelerin gerisinde bulunmaktadır. Üstelik işgücüne katılım oranları da düşük seviyededi . Göç eden bireylerin bir kısmı, beşeri donanım eksikliği nedeniyle vasıf gerektiren işlerde istihdam edilemeyebilir ve bu nedenle işsizlikte artış ortaya çıkabilir.  İstihdam artışı yetersiz kaldığı sürece göç etkisini işsiz sayısında ya da ümidi kırılmışlar sayısında artış olarak kendisini gösterebilmekte ve söz konusu bölgede işsizlik oranının artmasına neden olabilmektedir.

Şüphesiz, hem ülke genelinde hem de bölgesel düzeyde işsizliğin azaltılması esas olarak istihdam dostu büyümenin gerçekleşmesine bağlıdır. Bu bakımdan işgücü maliyetlerini azaltmayı hedefleyen yapısal reformların, okullaşmayı ve eğitimde kaliteyi arttırmayı amaçlayan reformlarla birlikte devreye girmesi şarttır. Ama aynı zamanda son iki yıldır hızla gelişmekte olan Aktif İşgücü Politikalarının (AİP) (çoğunlukla meslek edindirme kursları) işgücü piyasası dinamikleri açısından büyük farklılıklar gösteren bölgelerin özgün koşulları dikkate alınarak tasarlanmalarında büyük yarar vardır. Bu politikalar halen ülke genelinde tek tip olarak planlanmakta ve uygulanmaktadır. Oysa, örneğin kırdan kente göç baskısı altındaki Van ile Doğu’dan gelen göç baskısı altındaki İzmir’de uygulanacak AİP ile işsizliğin hem düşük hem de azalmakta olduğu nispeten durağan nitelikteki Kuzey Batı illerinde (Bursa, Eskişehir, Balıkesir, Çanakkale...) uygulanacak AİP’in farklılaşması kaçınılmazdır. Aksi takdirde politika etkinliği düşük kalacak kamu kaynakları israf edilmiş olacaktır.

Aynı şekilde işgücü piyasası itibariyle bölgesel farklılıklar dikkate alınarak açıklanan yeni yatırım teşviklerindeki bölgesel sınıflamanın gözden geçirilmesinde büyük yarar olacaktır. Tek bir örnekle yetinelim: Tarım dışı istihdamın son beş yılda yerinde saydığı, dışarıya göç vermesine rağmen işsizliğin arttığı Zonguldak’ın 3. bölge, 2007’den itibaren Orta Doğu ihracatı sayesinde istihdamın hızla arttığı, buna karşılılık dışarıdan aldığı göçe rağmen işsizliğin azaldığı Gaziantep’in 5. bölge sayılması hiç de akılcı değildir.
 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ


A1Haber - Poldy İnsan Kaynakları