23 Kasım 2017 Perşembe
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İSOda Meclis Toplantısı
23 Aralık 2010 Perşembe 11:30

İSO'da Meclis Toplantısı

İSO Yönetim Kurulu Başkanı C. Tanıl Küçük İSO Aralık ayı olağan Meclis toplantısındaki konuşmasında iki binli yılların ekonomik değerlendirmesini yaptı.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı, "2000"lerin ilk on yılında yaşanan iki ekonomik krizin başlangıcını bize özgü krizle yaptık" diye başladığı konuşmasını "son üç yılı ise tüm dünya ile birlikte yüzyılın en ağır krizi olarak tanımlanan küresel krizin gölgesinde geçirdik" sözleri ile sürdürdü.
İki ağır krize rağmen iki binlerin ilk on yılının ekonomide önemli değişimlerin yaşandığı bir dönem olduğunu vurgulayan Küçük, özetle şunları söyledi:
"Dünyaya kıyasla gecikmeli de olsa iki binlerin ilk on yılında Türkiye enflasyonla mücadelede yol aldı ve 2001"de %68,5 olan yıllık enflasyon oranını 2009"da %6,5"a çekmeyi başardı. 2010 Kasım ayı itibariyle yıllık enflasyon oranı ise %7,3 olarak gerçekleşti. Türkiye ekonomisinde bir diğer önemli problem de yüksek kamu açıkları ve yüksek kamu borç yükü idi. Bu noktada da önemli iyileşme sağlanmıştır. 1990"lı yıllarda kamu, zaten kıt olan tasarrufların büyük bir bölümüne tabir yerinde ise el koyuyor ve özel sektör için kaynak kalmıyordu. Bankalar esas olarak devletin borçlanmasına aracılık eden kuruluşlar halindeydi. Enflasyondaki düşüş, kamunun borçlanma ihtiyacındaki azalma ile birlikte 2001 sonrası dönemde bankacılık ve reel sektör arasındaki ilişkiler nispeten daha sağlıklı bir zemine taşınabilmiştir".
Son on yılda giderek ağırlaşan problemin işsizlik olduğuna dikkat çeken İSO Yönetim Kurulu Başkanı C. Tanıl Küçük, krizlerin istihdam üzerinde büyük tahribat yarattığını belirterek, sözlerini özetle şöyle sürdürdü:
"2001 öncesi işsizlik oranımız %6"lar civarında iken kriz sonrasında %10"lara yaklaştı ve bu oranda sabitlendi. Bundan sonra da orta vadeli programda da görüldüğü üzere %11-12"ler civarında sabitlenecek gibi görünüyor. Şunu ifade etmeliyiz ki, işsizlik ve istihdam yalnızca ülkemizde değil, artık tüm dünyada büyük ve kalıcı bir problem haline gelmiş durumda".
Geride bıraktığımız on yılda Türkiye ekonomisinin krizlerden çabuk ve oldukça derinden etkilendiğine ama aynı şekilde hızla da toparlanabildiğine dikkat çeken Küçük, konuşmasına şöyle devam etti:
"2010"daki büyüme oranını %8 kabul edersek 2001-2010 arasında ise iki büyük krize rağmen yılda yaklaşık %3,8 oranında büyümüş olacağız. Bu iki kriz dönemindeki hızlı toparlanmada ve elde edilen büyümede sanayimiz çok önemli rol oynamıştır. 2001 krizinde Türkiye"de durum çok zor olsa da dünyada koşullar ılımlı idi, kaynak bulmakta zorlanmadık. İç piyasa çok daralmıştı ama dış talep güçlü idi ve iç talebin durma noktasına geldiği bir ortamda sanayimiz ihracata yönelerek hem kendisi hem de ekonomi için çıkış yaratmayı başardı. 2008-2009 krizinde ise daha öncekilerden farklı olarak ödemeler dengesi krizi, yüksek devalüasyon ve aşırı faiz artışları gibi sorunlar yaşanmadı. Küresel krizle birlikte, başta en büyük ihracat pazarımız Avrupa Birliği olmak üzere dış talep de büyük yara aldı, ihracatta da çok zorlandık. İç ve dış talebin tıkandığı koşullarda sanayi üretimi 14 ay aralıksız küçüldü. İki yönlü tıkanmaya rağmen sanayicimiz bu krizde de mücadeleyi bırakmadı. İhracat pazarlarını çeşitlendirmede büyük gayret sarf etti. 2001 sonrasındaki yeniden yapılanmanın da katkısıyla kriz karşısında bankacılık sistemimiz sağlam durdu. Büyük ölçüde iç talebin etkisiyle, sanayi üretimimiz on bir aydır kesintisiz artıyor ve büyümenin devamına önemli katkıda bulunuyor".
Sanayinin, büyümeye ve krizlerden çıkış süreçlerine yaptığı katkının yanında, üretim yapısında, düşük teknolojiden daha yüksek teknolojiye geçiş yönünde gerçekleştirdiği değişimle de dikkat çektiğini belirten Küçük, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Odamızın her yıl hazırladığı İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırmalarına dayanarak yapılan 500 büyük sanayi kuruluşunda 10 yıllık gelişim trendleri 1999-2008 adlı çalışmamız da bu anlamda dikkat çekici bir bulgu ortaya koymuştur.
"7/8 Aralık tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz 9. Sanayi kongremizde de sanayimizin mevcut durumu, küresel resim içindeki yeri ve buradaki hareket imkanları ele alınmıştır. Kongremiz kapsamında güçlü büyüme potansiyeli ve krizden çıkışta ortaya koyduğu başarı ile Türkiye"nin dünyanın parlayan yıldızlarından biri olarak öne çıktığı tespitinin sık gündeme gelmesi bizleri ayrıca memnun etmiştir. Hedeflediğimiz daha iyi yerlere gidebilmek, sanayide bir adım sonraya geçebilmek için işgücümüzü iyi eğitmemiz büyük önem taşıyor. İşte bu anlamda UMEM Beceri 2010 Projesi , dönüm noktası niteliğinde çok önemli bir adımdır.
Küresel krizden çıkış arayan gelişmiş ülkelerin bol likidite düşük faiz reçetesini benimsemesi kar peşindeki kısa vadeli fonların, daha yüksek faiz veren gelişmiş ülkeleri ki Türkiye de bunlardan biriydi, adeta sel gibi akmasına yol açtı. Akan fonlarla birlikte, bu ülkelerin paraları aşırı değer kazandı, "Kur Savaşları" kavramı gündeme geldi. Son günlerde durum farklı olsa da bir dönem, TL, ABD Doları karşısında 1.4"lere kadar geriledi. Değerlenen TL, sanayimizin rekabet gücünü daha da zorladı, zayıflattı. Ekonomimizin belli bir miktarda sıcak para girişine muhtaç, hatta bağımlı olduğu bir gerçek. Bunların yanında yüksek cari açığın, ekonomi için giderek daha büyük bir risk oluşturduğu bir başka gerçek. Bu yıl, cari açığın finansman kalitesi açısından da ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. Biz her zaman finansman kalitesi bir tarafa, yüksek cari açığın ekonomi için başlı başına bir risk olduğu görüşünü benimsedik. Bugün de aynı görüşteyiz. Bu yapıyı değiştirecek politikalar uygulanması gereğini dile getirmekteyiz. Fiyat istikrarı, finansal istikrar yanında, üretim, yatırım, rekabet gücü, ihracat, istihdam ve elbette büyümede istikrar da mutlaka gündemde olmalıdır. Bir gecede çözümler üretilmesini beklemiyoruz ama, yaşanan krizlerden edinilen bunca deneyimden sonra Türkiye"nin artık bu mahareti göstermesi gerektiğine, gösterebileceğine inanıyoruz".
İSO olarak çalışmalarda küresel rekabet gücü yüksek bir Türk sanayi hedefini merkez aldıklarını ifade eden İSO Yönetim Kurulu Başkanı, konuşmasını özetle şöyle tamamladı:
"Çalışmalarımız, sanayimizi bilgi ve teknoloji içeriği yoğun katma değeri yüksek üretim yapısına ve küresel oyuncu statüsüne dönüştürme hedefiyle 2011"de de artarak devam edecektir. Sözlerimi bitirirken, 2011"in dünyaya ve ülkemize daha fazla huzur, barış ve refah, ekonomimize ve sanayimize daha yüksek rekabet gücü, daha çok yatırım ve istihdam getirmesi temenni ediyorum".

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ


A1Haber - Poldy İnsan Kaynakları