22 Ağustos 2017 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Güler Sabancı 2010u Değerlendirdi
30 Aralık 2010 Perşembe 12:07

Güler Sabancı 2010'u Değerlendirdi

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, 2010 yılının ekonomik değerlendirmesini yaptı.


MÜSİAD Başkanından 2010 Değerlendirmesi.
GYODER'den 2010 Değerlendirmesi
2010"un Önemli Olayları


Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Sabancı Topluluğu çalışanlarına yönelik olarak yayımladığı yeni yıl mesajında 2010 yılını değerlendirirken, 2011 yılına ilişkin olarak beklentilerini dile getirdi.
Güler Sabancı"nın mesajı özetle şöyle:
"Geride bıraktığımız 2010 yılı dünyamız için büyük bir krizden "çıkışın başladığı" yıl oldu. Dünya, tahminlerden daha iyi bir toparlanma gösterdi ve büyüme %4,8 olacak gibi gözüküyor. Bu büyüme, %70"le başta Asya olmak üzere içlerinde Türkiye"nin de olduğu, gelişmekte olan ülkelerden geldi.
Dolayısıyla bu büyüme trendi, 1980"lerin sonunda başlayan ve son 10 yılda daha kesin ve kalıcı olarak görülen yapısal değişim ve ayrışmadan kaynaklanmaktadır. Gelişmekte olan ekonomilerin milli gelirleri, gelişmiş ekonomilere göre 2 ile 3 kat daha hızlı artmaktadır.
2010 yılında, ülkemiz de dâhil olmak üzere dünyanın hemen her yerindeki büyüme rakamları olağan üstü genişletici ekonomi politikaları sayesinde gerçekleşmiştir. Para politikası da buna müsaade edecek şekilde "gevşek" tutulmuş, faizler hemen her yerde düşmüş ve özellikle gelişmiş ekonomilerde rekor seviyelere inmiştir. Bu gelişmelerin iyi sonuç verebilmesi için Türkiye"nin de üyesi olduğu G-20"nin ortak politikalar üretmesi çok önemlidir. Tüm bunlar gelişmiş ekonomilerin, krizin etkilerinden tam olarak kurtulamadıklarını ve iyileşmenin daha uzun zaman alacağını göstermektedir. Tüm dünyada önlenemeyen işsizlik sorunu da bunun en açık göstergesidir."
2010 yılında sürekli gündemde kalan diğer iki konunun da enerji güvenliği ve iklim değişikliğiyle olan mücadele olduğuna dikkat çeken Sabancı, sözlerini özetle şöyle sürdürdü:
"Avrupa da 2010 yılını çok sancılı geçirmiştir. Bazılarına göre, Avrupa Birliği kuruluşundan beri en zor dönemini yaşamaktadır. Her ne kadar Euro Bölgesi için dile getirilen korkular fazla abartılmışsa da bir gerçeği ortaya koymuştur; maliye politikalarında belli bir eşgüdüm olmadan, ortak bir para birimine sahip olmanın ne kadar zor olduğu kanıtlanmıştır.
2011 yılı Avrupa Birliği için ve özellikle Euro Bölgesi için bir yol ayrımı olacaktır. Güçlü ortak mali politikaları gerçekleştirebilir ise Avrupa Birliği krizden güçlenerek çıkabilecektir. Aksi halde, daha büyük bir politik kriz ihtimali az da olsa mevcuttur. Böyle bir olası krizi de, ancak bundan en çok etkilenecek olan Almanya gibi, Avrupa"nın büyük devletleri çözebilir."
Gelişmekte olan ülkelerin çoğunlukta olduğu Asya"da ise 2010 yılının, çok başarılı büyümelerin ve beraberinde yüksek oranda yatırımların yaşandığı bir yıl olduğunu ifade eden Güler Sabancı, Türk ekonomisine ilişkin olarak mesajında şu hususlara yer verdi:
"2009"da % 4,7 daralmış olan Türkiye ekonomisi, 2010"da beklenenden çok daha güçlü bir yükseliş gösterdi. Bu güçlü yükselişte baz etkisi yanında uygulanan gevşek para politikası, rekor düzeyde düşen reel faizler de rol oynadı. Ayrıca şirketlerin ve hane halkının artan kredi kullanımı ve stok artışları desteğiyle iç talepte yaşanan güçlü büyüme de, bu iyileşmede etkili oldu. Ve bu yıl büyümenin % 8"i geçeceği tahmin ediliyor. Türkiye"nin büyümesi, çok büyük oranda iç talebe dayalı bir büyümedir. Dünya biraz daha sürdürülebilir büyümeyi yakaladığı vakit, bunun Türkiye"ye ilave katkısı büyük olacaktır.
Türkiye"de işsizlik sadece büyümeye bağlı değildir, büyük oranda yapısaldır. Yüzde 9-9,5 civarına inme olasılığının bulunmasına rağmen, Türkiye"de işsizlik sırf büyümeyle çözülecek bir sorun değildir. Türkiye, yatırım ve tasarruf oranları bakımından Asya"ya değil, Latin Amerika"ya benzer durumdadır. Ülke olarak hızlı büyüme potansiyelimiz var, hızlı büyümeye ihtiyacımız var. Ancak hızlı büyümeyi istikrarlı biçimde gerçekleştirebilmemiz için, milli gelir içindeki yatırım payını ve ulusal tasarruf oranımızı da artırmamız lazım.
Türkiye"nin ihtiyacı olan yatırımları gerçekleştirmesi için bir miktar dış kaynağa ihtiyacı vardır. Türkiye"nin net sermaye ithal eden ve dolayısıyla cari açık veren bir ülke olması doğaldır. Hedefimiz, bu açığın makul düzeyde tutulması ve uzun vadeli dış yatırımlarla finanse edilebilmesi olmalıdır. Başta ABD"de olmak üzere, gelişmiş ekonomilerde sürdürülen para politikası sonucu olarak, çok düşük faizlerden "kaçan" sermaye, gelişmekte olan ülkelere hızla ve aşırı bicimde akmaktadır. Bu aşırı ve çoğu kısa vadeli sermaye akımlarının hem frenlenmesi, hem de yönetilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, kur, rekabet gücümüz, istihdam ve fiyat istikrarı üzerinde olumsuz etkiler gerçekleşebilir.
Dünyadaki deneyimler bize göstermiştir ki, ekonomide işler iyi giderken, sıkı bir maliye politikasının devam etmesi doğrudur. Sıkı bir maliye politikasının önemi, para politikasının dünya konjonktürüne bağlı olarak bir miktar gevşemek zorunda olduğu zamanlarda daha da artar. Uzun vadeli, istikrarlı büyüme de ancak böyle sağlanır. İşte 2011 yılına girerken Türkiye"de maliye politikası böyle önemli bir görevle karşı karşıyadır.
2011 Türkiye için genel seçimlerin yaşanacağı yıl olacak. Bunun yanında, baz etkisi ve stok artışının yavaşlayacak olması, dünya petrol ve emtia fiyatlarında yaşanan yükseliş büyüme hızını yavaşlatacak faktörler olarak görünmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken belki de en önemli konu, pazar ekonomisinin prensiplerinden hiçbir zaman taviz vermemektir. Sağlıklı bir piyasa ekonomisinin gereklerinin sürdürüleceğine inanıyoruz.
Türk ekonomisindeki bu olumlu gelişmelerin yatırımcılar açısından bir anlamı, "risklerin" azalmış ve azalmakta olduğudur. Ülkemizin, orta ve uzun vadede yatırım cazibesi artmıştır. 2010"daki referandumun ertesinde birbirimizi daha iyi dinleyip, farklılıklara hoşgörüyle bakıp, birbirimizin kıymetini daha çok bilerek, hep beraber el ele vererek daha çok çalışmamız gerektiğini belirtmiştim. Bu değerler, bir genel seçim yaşayacağımız 2011 yılında çok daha büyük önem arz edecektir. Bir demokrasi şöleni olması gereken seçimleri, yaşanacak rekabeti, toplumsal barış ve huzuru elden bırakmadan geçirmemiz hepimiz için büyük önem taşımaktadır. 2010 yılında, Türkiye, sadece bölgesinde değil tüm dünyada, önemli konularda söz sahibi olmuştur.2011 yılında da Türkiye, bir G-20 ülkesi olarak dünya meselelerinde masaya oturmaya devam edecektir. Sabancı lider takımı için, trendleri ve riskleri iyi okuyabilmek, zamanında doğru kararlar alıp, aksiyona geçebilmek, başarının anahtarı olacaktır. 2011 yılında en önemli kaynağımız olan siz değerli çalışma arkadaşlarımın katkılarıyla, mevcut işlerimizde daha rekabetçi ve verimlilik odaklı olarak, tüm paydaşlarımıza sürdürülebilir değer yaratmak hedefimizdir. Dünyamız için sürdürülebilirlik en önemli hassasiyetimiz olacak. Bunun için de karlılığımızı artırarak, uzun vadeli yatırımlara hız vererek, şirketlerimizi daha güçlendirerek, daha hızlı büyüyüp daha fazla değer yaratarak, "Türkiye"nin Sabancısı" olmanın gereğini yapacağız.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ


A1Haber - Poldy İnsan Kaynakları