28 Temmuz 2017 Cuma
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Deloittedan Girişim Sermayesi Raporu
27 Haziran 2007 Çarşamba 16:05

Deloitte'dan Girişim Sermayesi Raporu

Deloitte Türkiye, Türkiye’de Girişim Sermayesi – Private Equity başlıklı raporunu açıkladı.

Büyük ölçüde dünyada petrol fiyatlarındaki artışın tetiklediği nakit para bolluğunun girişim sermayesi fonlarında artışa yol açtığı, Türkiye’nin de bu fonlardan giderek daha fazla yararlandığı bildirildi. Deloitte Türkiye tarafından hazırlanan raporda girşim sermayesinin Türkiye’de geçirdiği evreler değerlendirilirken, Türk şirketlerine de bu fonlardan nasıl yararlanabilecekleri konusunda yol gösterildi. Yapılan başvurularda hazırlıklı olmanın ve yatırım fonlarının yaklaşımlarını iyi bilen kurumsal finansman danışmanlarına sahip olmanın önemi vurgulandı.

Girişim Sermayesinin Türkiye’deki evrimi

1999 öncesini Türkiye’de Konargöçer Yatırım Dönemi diye adlandıran rapora göre, siyasi açıdan son derece istikrarsız geçen bu dönemde yalnızca büyük riskleri göze alan öncü ve cesur yatırımcılar likit olmayan Türk şirketlerine yatırım yaptı. Buna karşılık 1999 – 2000 döneminde uluslararası makro koşullardaki düzelmeler, internet ve telekom şirketlerinin hisselerinin değerlenmesi ve aynı zamanda Türkiye’de IMF programının uygulanmaya başlanması nedeniyle ilk ciddi özel sermaye dalgası Türkiye’ye geldi. Takip eden 2001 – 2005 döneminde ise Türk şirketleri ve aracı kurumlar girişim sermayesi yatırımcılarından fon sağlamak için büyük çabalar gösterdiler. Ancak kriz nedeniyle 2001 ve 2003 yılarında az sayıda yatırım yapıldı. Kriz ardından, IMF ile işbirliği yapılarak uygulanan ekonomik programın olumlu sonuçlar vermesi ve Türkiye’nin AB ile müzakerelere başlıyor olmasıyla birlikte Türkiye’ye girişim sermayesi girişi hızlandı ve 2006’dan itibaren gerçek potansiyeline kavuştu. 2006 başından bu yana geçen 18 ay içinde 15 şirkete 2,5 milyar doların üstünde yatırım yapıldı.

Raporu hazırlayan Deloitte Türkiye Kurumsal Finansman Ortağı Barış Öney, küresel düzeydeki nakit bolluğunun girişim sermayesi fonlarına giden para miktarını iyice artırdığını hatırlatarak şunları söyledi:

“Türkiye’ye girişim sermayesi girişi artıyor. Sermaye yapılarını güçlendirmek, küresel rekabet güçlerini artırmak isteyen şirketlerimiz bu fonlardan yararlanmayı değerlendirmeliler. Ancak şirketler girişim sermayesi fonları ile bu tür ortaklıkları düşünürken iyi hazırlanmak zorundalar. Stratejilerini, iş modellerini iyi kurmaları ve büyüme amaçlarını net bir şekilde kağıt üzerinde anlatabilmeleri gerekiyor. İyi bir kurumsal finansman danışmanı ile çalıştıkları takdirde, girişim sermayesini doğru şekilde ve amaca uygun biçimde çekme şansları son derece yüksek olur. Biz sermayedarlarımıza bu yatırımcılarla görüşme öncesinde hazırlık yapmalarını, bu bağlamda Deloitte Kurumsal Finansman Bölümü ile temasa geçmelerini öneriyoruz. Onların ufuklarını açacak ve daha iyi sonuçlar almalarını sağlayacak yeni açılımlar getirebiliriz. Elbette aynı tavsiyeyi bu tür yatırım alanı arayan girişim sermayesi yatırımcılarına da yapıyoruz.”

Girişim sermayesi isteyen şirketlere ipuçları

Deloitte tarafından hazırlanan Türkiye’de Girişim Sermayesi – Private Equity raporunda Türk şirketlerinin girişim sermayesi fonlarına yaklaşımları değerlendirildi ve süreci hızlandıracak bilgilere yer verildi. Rapora göre Türk sermayedarları, bu tür yatırımcıların genellikle şirketlerine düşük değer biçmelerinden ve yatırımcıların 2 – 7 yıl gibi bir vade içinde çıkış yapmak istemelerinden rahatsız oluyorlar. Ancak yatırım fonlarının da yeni fon toplayabilmek için yüksek getirileri referans olarak göstermeleri gerekiyor ve bu nedenle düşük değerden şirketlere ortak olup, yatırımdan çıkarken aceleci ve zaman zaman agresif politikalar izleyebiliyorlar.

Şirketlerin girişim sermayesi arayışında bütün bunları dikkate alması gerektiği vurgulanan raporda, yatırım fonuna gidilirken stratejinin ve iş modelinin kapsamlı bir şekilde oluşturulmaması ve yatırım fonlarının özelliklerinin iyi bilinmemesi halinde fon yöneticilerinin ikna edilemeyeceği hatırlatılıyor. Kurulabilecek ortaklıkların kurulamama durumu ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle, iyi bir kurumsal finansman danışmanının yardımına ihtiyaç olacağının önemi vurgulanıyor.

Öte yandan, risk sermayesi (venture capital), girişim sermayesi (private equity), başlangıç sermayesi (seed capital), yatırım yönetimi şirketleri (investment management companies), yatırımcılar (investors), toplanan fonlar (fund raised) ve yatırıma giden fonlar (funds invested) gibi temel kavramların da kısaca irdelendiği raporun bir diğer amacı, bu kavramlarla yeni tanışan ve onları anlamaya çalışan Türk şirketlerine yardımcı olmak.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ


A1Haber - Poldy İnsan Kaynakları