22 Kasım 2017 Çarşamba
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Deloitte Türkiye’den 2008 Yılı Öngörüleri
26 Aralık 2007 Çarşamba 11:53

Deloitte Türkiye’den 2008 Yılı Öngörüleri

Deloitte Türkiye’nin, 2007 yıl değerlendirmelerini ve 2008 yılı öngörülerini içeren Ekonomik Görünüm 2007 raporu yayınlandı.

Deloitte Türkiye, 2007 yılı ekonomik değerlendirmelerini ve 2008 yılı öngörülerini sunduğu Ekonomik Görünüm 2007 raporunu yayınladı. Deloitte Türkiye’nin ekonomi danışmanı Dr. Murat Üçer’in hazırladığı çalışmada, Amerikan ekonomisindeki olası bir yavaşlamanın dünya ekonomisini ve Türkiye ’yi nasıl etkileyeceği de incelendi.

Raporda 2007 sonu itibarı ile Türkiye’nin büyümesinin %4,5 - 5 olacağı tahmin edilirken, 2008 için de yaklaşık %5,5’luk bir büyüme öngörülüyor. 2008 yılında cari açığın 44,5 milyar dolar, doğrudan yabancı sermaye girişinin 15 milyar dolar civarında gerçekleşmesi, enflasyon oranının ise %5,5 – 6 aralığında olması öngörülüyor.

Rapora göre, ekonomik kırılganlığı ciddi ölçüde azalmış olmakla birlikte, Türkiye’nin hızla normal bir ekonomi olabilmesi için IMF ile üzerinde çalışılan mali önlemler paketinin ve yapısal reform takviminin bir an önce açıklanması gereğine dikkat çekiliyor.

Ekonomik Görünüm 2007 raporunu değerlendiren Deloitte Türkiye Yönetici Ortağı Hüseyin Gürer şunları söyledi:

“Dünyada değişen dengeler göz önüne alındığında, ülkemiz ekonomisinin global büyümenin yavaşlamasından ve bunun yarattığı sonuçlardan daha az etkilenecek bir yapıya kavuşmasının zorunlu olduğu ortada. Raporda bu durum bütün netliğiyle ortaya konuluyor. Riskleri iyi yöneten, yapısal reformları kararlılıkla hayata geçiren politikalar, 2008 yılında da istikrarlı ekonomik büyümemize katkıda bulunacaktır. Hazırlanan raporun, kamu ve özel sektör temsilcilerinin 2008 yılı için stratejilerini oluşturmalarına yardımcı olacağını umut ediyoruz. Deloitte Türkiye olarak bu süreçte küresel ve yerel bilgi birikimimiz ve uzman kadromuzla ülkemizin bu alandaki dönüşümüne katkıda bulunmaya devam edeceğiz.”

Büyüme ve istihdam

Deloitte’un hazırlattığı rapora göre, ekonominin 2007 yılı sonu itibarı ile %4,5 - %5 gibi bir büyüme elde edeceği düşünülüyor. İç talebin yeniden büyümenin lokomotifi olmasının beklendiği 2008 yılında da, Merkez Bankası’nın faiz indirimleri, değerli liranın ve ertelenmiş tüketim talebinin bu konjonktürü destekleyeceğini ve büyümenin %5 - %5,5 oranında gerçekleşeceği öngörülüyor.

İşsizlik konusunda ise 2007 yılında geçtiğimiz yıla göre yavaşlayan büyüme performansının etkileri ortaya çıkmakta. Nisan 2006’dan beri azalmaya yüz tutan işsizlik oranı son 4 aydır yeniden hafif de olsa yükselme eğilimi göstermeye başladı. Ağustos ayı verilerine göre işsizlik oranı 2006 yılında aynı dönemdeki %9,1’lik oranın biraz üzerinde %9,2 olarak gerçekleşti.

Ayrıca sektörel olarak da ifade etmek gerekirse, 2007 yılında tarım sektörünün işsizliğe yaptığı olumsuz katkı sona ermekle birlikte, ekonomideki yavaşlamaya paralel olarak, en çok istihdam yaratan servis sektörünün katkısı ciddi oranda düştü.

Enflasyon

2007 yılının başından itibaren ekonominin yavaşlaması ile, enflasyon döviz kurundaki değerlenmenin de katkısıyla hedeflendiği gibi düşüş eğrisini sürdürdü. Son birkaç ayda ise, gıda fiyatları artışından ötürü yeniden yükselme eğilimi göstererek, yıl sonu hedeflerinin çok üstünde bir ortalama elde edilmesine sebep oldu. Enflasyon, Ekim ayında %1,8 ile yıllık %7,7 yi yakalayarak beklentilerin üzerinde bir artış gösterdi.

Enflasyonun, 2008 yılı sonunda ise yine %4 hedefinin üzerinde yaklaşık %5,9 oranında gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Küresel ısınmadan ötürü dünyada gıda fiyatlarının yüksek seyretmesi, düşen faizlerin kredi talebini arttırması, 2008 bütçesi içindeki kamu fiyat ayarlamaları ve petrol fiyatlarındaki artışın gecikmeli olarak fiyatlar üzerinde enflasyonist baskı oluşturmasının bu oranda rol oynayacağı düşünülebilir.

Bununla birlikte Para Politikası Kurulu’nun faiz indirimine devam ederek 2007 yılını gecelik borçlanma faizinde %16 seviyesinde sona erdireceği öngörülüyor. 2008 yılında ise indirimlerin sona ermesi ile gecelik faizin en düşük %15 seviyesinde kalması en olası seçeneklerden biri olarak ileri sürülüyor.

Ödemeler Dengesi

2007 yılı Haziran ayından itibaren ithalattaki artış ile 2006 yılında kurulan cari denge yeniden bozulmaya başlayarak Eylül ayında TÜİK bazlı 12-aylık toplam dış ticaret açığı 58,3 milyar dolara ulaştı. Bu da, yıl sonunda cari açığı 34 – 35 milyar dolar seviyesine getirdi.

2007 yılı toplam dış finansman ihtiyacı, 35,5 milyar dolar beklenen cari açığın yanı sıra, 37 milyar dolarlık orta ve uzun vadeli borçlar da eklenerek 72,5 milyar dolar olarak çıktı. Bu açığın 20 milyar dolarının doğrudan yatırım ve net portföy girişleri ile, 63 - 64 milyar dolarının borçlanma ile finanse edileceği tahmin ediliyor. 2007 yılı sonunda 10 milyar dolarlık rezerv birikimi sağlanmasını öngörülüyor.

2008’de ise finansman ihtiyacının 44,5 milyar dolarlık cari açık ve 34 milyar dolarlık orta ve uzun vadeli borç servisi ile 78,5 milyar dolara (GSMH’nin %13,5’i) ulaşması bekleniyor.

2008 ödemelerinin 18,5 milyar dolar yabancı yatırım ve net portföy girişi, 57 milyar dolar borçlanma, 8 milyar dolar mevduat ve kısa vadeli finansman girişi ile yapılacağı tahmin ediliyor. Gelecek yıl için tahmin edilen döviz rezerv birikimi ise 5 milyar dolar seviyesinde.

2008 yılında 9 milyar doları elektrik dağıtım ve üretim, Halkbank, Tekel’in tütün bölümü, otoyol ve köprü özelleştirmelerinden olmak üzere, özel sektörde de perakende, enerji, sigorta ve gayrimenkul sektörü yatırımları ile yıl sonunda toplam olarak 15 milyar dolar civarında doğrudan yatırım gerçekleşeceği öngörülüyor.

ABD ekonomisindeki bir yavaşlamanın Türkiye’ye etkisi ne olur?

ABD ekonomisi’ndeki bir yavaşlama ve global olarak “ucuz kredi”nin bulunmasının giderek zorlaşması ihtimali, Türkiye’yi bir yandan yatırımcıları çekmek için yüksek faizden daha farklı yöntemler bulmaya iterken, diğer yandan da dünya ekonomisinde beklenen değişikliklere de işaret ediyor. Bu değişiklikler, aslında ABD’de düşük kaliteli mortgage kredilerinde 2007 yılında ortaya çıkan kriz ardından bir çok mali kurumun açıkladığı zararlarla başladı. Küresel ısınmanın gıda fiyatlarındaki yükselişe yaptığı etki, petrol fiyatlarının artışı ile ABD ekonomisinin yavaşlaması, doların Yen ve Euro karşısında değer yitirmesi ile dünya ekonomisi artık tek kutuplu görünümünden sıyrılıyor. Bu gelişmelerin global ekonominin ABD merkezli yürütülen yapısını gevşeterek genel bir durgunluğu engelleyeceği düşünülüyor. Aynı şekilde, gelişmekte olan piyasaların ABD’nin yavaşlayan büyümesine çok kötü bir tepki vermeyeceği, Türkiye’nin de, risklerini iyi yöneterek son yıllardaki büyümesini sürdüreceği tahmin ediliyor.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ


A1Haber - Poldy İnsan Kaynakları