24 Kasım 2017 Cuma
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
BETAM Kürtaj Konusunda Araştırma Notu Yayınladı
29 Mayıs 2012 Salı 15:30

BETAM Kürtaj Konusunda Araştırma Notu Yayınladı

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi “Kürtaj konusunda Türk ve Avrupa Kamuoyu 1990-2011” başlıklı araştırma notunu yayınladı.

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM), Prof. Dr. Yılmaz Esmer tarafından hazırlanan “Kürtaj konusunda Türk ve Avrupa Kamuoyu 1990-2011” başlıklı araştırma notunu yayınladı. Prof.Dr. Yılmaz Esmer tarafından hazırlanan araştırma notu özetle şöyle kaleme alındı:
Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan, 24 Mayıs tarihinde Uluslararası Parlamenterler Konferansı’nda yaptığı konuşmada “kürtaj cinayettir” diyerek, bu konuda hararetli bir tartışma başlattı.  Aslında Batılı ülkeler de kürtaj tartışmalarına yabancı değil.  Özellikle Katolik toplumlar için kürtaj, hem dini, hem siyasal boyutları olan hassas bir konu.  A.B.D. Yüksek Mahkemesi, 1973 yılında verdiği kararla (Roe vs Wade) belli koşullarda kürtajı anayasal bir hak olarak görmesine rağmen, çocuk aldırma bugün bile Amerikan siyasetini bölen konulardan biri.  Üstelik tartışmalar Amerika’da zaman zaman şiddet de içermiş ve bazı kürtaj klinikleri saldırıya uğramıştı.

Dünya ve Avrupa Değerler Araştırmaları, başlangıcından bu yana, kamuoylarının kürtaj konusundaki tutumlarını ölçümlemiştir.  

1990 Araştırması
Türkiye, Dünya Değerler Araştırmaları’na ilk kez 1990 yılında katıldı.  Bulgular, o yıl yapılan araştırmada, Türk halkının (en azından önemli bir çoğunluğun) kürtaja bir itirazının olmadığını gösteriyordu.  Özellikle annenin hayatı tehlikedeyse veya bebeğin sakat doğması sözkonusu ise, kürtaja olan kamuoyu desteği ciddi boyutlara çıkıyordu.

1990 Türkiye Değerler Araştırması’nda belirtilen dört koşulda kürtajı doğru bulanların oranları şu şekilde ölçülmüştü:

1990 Kürtajı doğru bulanların oranı
Annenin hayatının tehlikeye girmesi-Toplam 83% ,Erkek 82%, Kadın 84%
Bebeğin sakat doğma ihtimalinin yüksek olması-Toplam 76%, Erkek 71%, Kadın 81%
Annenin evli olmaması-Toplam 65%, Erkek 56%, Kadın 73%
Evli çiftin daha fazla çocuk istememesi-Toplam 61%, Erkek 56%, Kadın 66%

Görüldüğü gibi, annenin hayatının tehlikede olması veya bebeğin sakat doğması ihtimali karşısında, kadın ve erkekler arasında bir fark yoktu.  Ancak, annenin evlilik dışı doğum yapması veya daha fazla çocuk istenmemesi durumlarında, kadınların kürtaja desteği erkeklerden belirgin bir şekilde daha yüksekti.

Yukarıdaki rakamlar, 22 yıl önceki durumu özetliyor.

Küçük bir hatırlatma yapmak gerekirse, 1990’lı yıllar –en azından Değerler Araştırmaları bulgularına göre- Türkiye’de dinî değerlerin yükseliş yılları idi. 

2001 Araştırması
2001 Avrupa ve Türkiye Değerler araştırmalarında, yukarıdaki dört sorudan sadece son ikisi soruldu ve aradan geçen 10 yıl içinde, kürtaj konusundaki tutumların olumsuza doğru değiştiği görüldü.  O araştırmada, annenin evli olmaması durumunda kürtajı uygun bulanların oranı yüzde 65’ten yüzde 44’e; daha fazla çocuk istememe hâlinde ise yüzde 61’den yüzde 41’e düşmüştü.  Bu farklar, örneklem/araştırma hatâsı ile kolay kolay açıklanamayacak boyuttaydı.

2008 Araştırması
2001’deki iki soru, 2008/2009 Avrupa ve Türkiye Değerler Araştırmalarında da aynen tekrarlandı.  Yeni sayılabilecek bu araştırmanın bulguları, Türkiye’de kürtaj karşıtı tutumun yükselmeye devam ettiğini gösterdi. Sonuçlar şöyleydi:

2008  Kürtajı doğru bulanların oranı
Annenin evli olmaması-Toplam 33%, Erkek31%, Kadın 34%
Evli çiftin daha fazla çocuk istememesi- Toplam 29%, Erkek 27%, Kadın 31%

Yaklaşık 20 yıllık bir süre içinde, belirtilen koşullarda kürtajı uygun bulanların oranının yarı yarıya (hatta yarının bile altına) düştüğünü görüyoruz.  Bu ise, sosyal olaylarda çok seyrek rastlanan bir durum. 2008/2009 Araştırması Avrupa ülkelerinin tamamında (47 ülke) yürütülmüştü.  Sonuçlara göre, kürtaja en olumlu ve en olumsuz yaklaşan Avrupa toplumları şunlar:

2008 Annenin evli olmaması durumunda kürtaj onaylanır diyenlerin oranları:
En yüksek onay veren Avrupa ülkeleri
İsveç  91%
Danimarka 89%
Finlandiya 80%
Fransa 73%

En düşük onay veren Avrupa ülkeleri
Malta 4%
Güney Kıbrıs 16%
İrlanda 18%
Gürcistan 22%

2008 “Evli çiftin çocuk istememesi durumunda kürtaj onaylanır” diyenlerin oranları
En yüksek yüksek onay veren Avrupa ülkeleri
İsveç 87%
Danimarka 81%
Bulgaristan 76%
Çek Cum. 76%
Macaristan 72%

En düşük onay veren Avrupa ülkeleri
Malta 2%
Güney Kıbrıs 12%
İrlanda 14%
K. İrlanda 19%

Bu bulgular, beklendiği üzere, Katolik ve Ortodoks ülkelerde (istisnalar olmakla birlikte), kamuoylarının kürtaja karşı çok daha olumsuz bir tutum aldığını gösteriyor.  İskandinav ülkelerinde ise tam tersine bir durum sözkonusu.  Örneğin, 10 İsveçli’den neredeyse 9’u, kürtajı bir doğum kontrol yöntemi olarak bile onaylıyor.

Türkiye’de kürtajla ilgili tutumların çeşitli sosyo-demografik ve siyasal faktörlerle ilişkisine bakmak da, konuyu daha iyi yorumlamamıza yardımcı olabilir. 

Genel okur kitlesini teknik ayrıntı ile sıkmamak için metnin içinde bazı yüzdeleri vermekle yetinirken, çok değişkenli analize alışkın olanlar lojistik regresyon sonuçlarını Ek 1’de bulabilirler.

Kürtaj tartışmalarının her zaman güçlü bir dini boyutu bulunur.  Örneğin, Katolikler, Evanjelik Protestanlar ve Ortodoks Hristiyanlar kürtaja daha fazla karşıdır.  Öte yandan, aynı din ya da mezhebe mensup olsa da, dinî inançları daha güçlü olanlar da, dine daha az önem verenlerden veya inanmayanlardan farklı bir tutum içindedir.  Bu gözlemlerin Türkiye için de geçerli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.  Örneğin “din benim için çok önemli” diyenlerin sadece yüzde 27’si daha fazla çocuk istemeyen çiftlerin kürtaj yaptırmasını onaylarken, “din benim için biraz önemli” diyenlerde bu oran yüzde 46’ya yükseliyor.  Dinin kendileri için bir önemi olmayanların ise yüzde 80’i, alternatif bir doğum kontrol yöntemi olarak bile kürtajı onaylıyor.

Kürtajla ilgili tutumların eğitim düzeyi ile de yakından ilişkili olduğunu görüyoruz.  Aşağıdaki tablo bu durumu özetliyor:

Tablo 5: Eğitim durumuna göre, daha fazla çocuk istemeyen çiftlerin kürtaj yaptırmasını onaylayanların oranı
  
İlkokul mezunu değil 23%
İlkokul mezun+ortaokul terk 28%
Ortaokul+lise mezunu 36%
Üniversite mezunu 44%

Bu tablodan çıkaracağımız iki sonuç var:
a.  Eğitim düzeyi ile kürtaja karşı tutum arasında güçlü bir ilişki var ve eğitim arttıkça kürtaj belirgin bir biçimde daha fazla onaylanıyor.
b.  En yüksek eğitim düzeylilerde bile, alternatif bir doğum kontrol yöntemi olarak kürtajı onaylayanların oranı (2008 yılında) yarıdan az.  Ancak anne evli değilse, o zaman yüksek eğitimlilerin yaklaşık yarısı kürtajı onaylıyor.

İlginç bir bulgu, kürtajı onaylayıp onaylamamakla yaş arasında bir ilişkinin bulunmaması.  18-24 yaş grubu ile, 50 yaşın üzerindekilerin kürtaj konusundaki tutumları (en azından bu sorularla ölçüldüğünde) tıpa tıp aynı.

Parti tercihi ile kürtajı onaylama arasında da bir ilişki var.  Tahmin edilebileceği gibi, AKP’liler, CHP’lilerden çok daha fazla kürtaja karşı bir tutum içinde.

Bu faktörlerin hangisinin daha baskın (belirleyici) olduğunu anlayabilmek için çok değişkenli bir analize başvurmamız gerekiyor.

İstatistiksel olarak 05 ve altında anlamlı olan sonuçları özetleyecek olursak:
a. Birey için dinin önemi arttıkça alternatif doğum kontrol yöntemi olarak kürtaja olan destek azalıyor.
b. Kişinin hayatında tanrının önemi arttıkça, kürtaja olan destek azalıyor.
c. Siyasal ideoloji soldan sağa doğru gittikçe, kürtaja karşıtlık artıyor.
d. Eğitim düzeyi arttıkça, kürtajı onaylama eğilimi artıyor.

Daha önce de belirtildiği gibi, bireyin yaşının kürtaja ilişkin tutumla anlamlı bir ilişkisi bulunmadı. 

2011 Araştırması
2011 Dünya ve Türkiye Değerler Araştırmalarında maalesef 2008/2009 Avrupa Değerler Araştırmalarındaki kürtaj soruları sorulmadı.  Ancak, 1981 yılında bu yana muntazam olarak sorulan bir soru bataryasının içinde kürtaja da yer verildi.  Soruda, deneğin çeşitli davranışları (örneğin devlet imkânlarından hakkı olmadan yararlanmak; toplu taşıma araçlarına biletsiz binmek; eşcinsellik; boşanma vb. vb.) ve bu arada kürtajı ne ölçüde doğru veya yanlış bulduğunu 10 puanlık bir cetvel aracılığı ile değerlendirmesi istendi.  Örneğin denek kürtajı kesin yanlış buluyorsa 1; kesin doğru buluyorsa 10 puan verdi.  Denekler, iki uca olan yakınlıklarına göre kendilerine bir konum seçtiler.

Bu soruya verilen cevapla (yani kürtajı doğru veya yanlış bulma eğilimi ile) diğer faktörlerin ilişkisi de, birçoğu lineer regresyon analizi ile saptanmaya çalışıldı. Diğer bütün bağımsız değişkenler sabit tutulduğunda, en az 05 düzeyinde anlamlı olan değişkenler şunlar:
a. Dindarlık yükseldikçe, kürtajı yanlış bulma eğilimi artıyor.
b. Eğitim düzeyi yükseldikçe, kürtajı yanlış bulma eğilimi azalıyor.
c. Gelir düzeyi yükseldikçe, kürtajı yanlış bulma eğilimi azalıyor.
Cinsiyetin, yaşın, kentte veya kırda yaşamanın ve sol-sağ cetvelindeki konumun etkileri ise istatistiksel anlamlılık düzeyine erişemiyor.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ


A1Haber - Poldy İnsan Kaynakları