HSSE - İş Güvenliği, Çevre ve Risk Yönetimi Danışmanlık Hizmetleri Genel Müdürü İnşaat Mühendisi Hakan Eren İş Güvenliğinin işletmeler için önemli hakkında görüşlerini açıkladı.
Haber Merkezi
İş güvenliğinin ülkemizde etkin şekilde uygulanması ancak bu konuya yapılacak yeterli kaynak yatırımları ile mümkündür. Bu da başta işverenlerin istekli şekilde yatırım yapmasını gerektiriyor. Yani iş güvenliğinin işyerlerinde hızla, doğru ve etkili şekilde yerleşmesi için gereğinin ve gerçek faydalarının işverenlere doğru anlatılması gereklidir. Kısacası iş güvenliği ve çevre sağlığı konularına gereken önemi vermeyen şirketlerin gelecekte batan şirketler arasında olacağını anlatmak gerekiyor. Her zaman olduğu gibi varolma savaşını kazananlar ileriyi görebilen ve geleceğin ihtiyaçlarını yerine getirmekte geç kalmayan şirketler olacaktır.
Peki neler anlatılmalı? Öncelikle işverenlerin en temel sorularını cevaplayabilmek gerekiyor.
- İş güvenliği şirketime ne kazandıracak?
- Bu neye mal olacak?
- Bu konuda hiçbir şey yapmasak ne olur?
Bu üç sorunun kısa cevapları ise şöyle;
- Şirketlerinin müşteriler ve çalışanlar tarafından tercih edilmesini ve işlerinin devamlılığını sağlayacaklar.
- Hiçbir ilave maliyeti olmayacak, "Yatırımlar" ile "Kayıplar" birbirini karşılayacaktır. İleride kendilerini bekleyen yüksek tazminatlardan ve diğer ekonomik kayıplardan kurtulacaklar, kısacası büyük kar sağlayacaklar.
- Şirketleri malesef batacak ve yok olacaktır.
Şirketler İş Güvenliği ve Çevre konularına önem vermedikleri zaman neden batacaklar, irdeleyelim.
1. Kanuni yaptırımlar ve cezalar
Kanunlara uymak ile uymamak arasındaki farkı açıklamak gereksiz. Kanunlara uymadığı tespit edilen birçok şirket ileride avukatlara ve bitmek tükenmek bilmeyen mahkemelere önemli miktarda para ve zaman harcayacaklar. Sürekli kendilerini savunmak zorunda kalacaklar. Bugün bile birçok şirket iş güvenliği ve çevre konularında birçok dava ile uğraşmaktadır. Sürekli kapsamları genişleyen, yaptırımları keskinleşen kanunlar ile karşı karşıyayız. Şirketlere kesilen cezalar artıyor ve henüz bunların sadece başlangıç olduğunu varsaymak hata olmaz. Bu tip cezalara mağruz kalacak firmaların ayakta kalmalarını beklemek ise hayalperestlik olacaktır.
2. İleride şirketleri bekleyen tazminatlar
Çalıştıkları uygunsuz koşullar ve yüksek riskli çalışmalardan ötürü hastalanan, sakat kalan yada hayatını kaybeden işçilerin işverenler aleyhine açacakları davalar ve alacakları tazminatlar gelişen hukuk sistemi ile şirketlere büyük darbeler vuracak.
3. Kaybedilen müşteriler
İş kazaları nedeniyle kayıplar yaşayan, işverenlerin işlerine zarar veren, siparişlerini zamanında teslim edemeyen firmaları tercih edecek hiçbir müşteri kalmayacak. Bugün bile birçok sektörde işverenler tedarikçilerini ve taşeronlarını detaylı şekilde tetkik ediyor ve sıkıntı yaşayacaklarını anladıkları şirketleri kendi onaylı firma havuzlarına almıyorlar. Müşteri kayıpları ve iş hacimlerinin azalması her zamanki gibi sabit maliyetlerin artmasına, kalitenin düşmesine ve kaçınılmaz sona yaklaşılmasına neden olacaktır.
4. Kaptırılan kalifiye çalışanlar
Hiç kimse iş kazalarıyla burun buruna kalacağı iş yerlerini tercih etmez. İlk fırsatta da kendilerini güvende hissedecekleri şirketlere geçmek istiyorlar. Kalifiye işçiler de bunu fazla zorlanmadan başarıyorlar.Üst ve ara yöneticiler de işlerini emniyetli yürütmek gibi önemli sorumluluklar taşıyorlar. Bu konulara önem vermeyen firmalarda çalışarak suça ortak olmak istemeyecekler. Ancak bilgisiz, ihtiyatsız, sorumsuz ve tercih edilemeyen çalışanlara mahkum kalan firmaların da hayatta kalmaları zor gözüküyor.
5. Yatırımcıların bakış açısı
Bu tip firmaların hisselerini toplayacak yatırımcı olur mu? Sanmıyorum. Bugün bile büyük bir iş kazası ile karşı karşıya kalan firmanın tazminatlar, iş kayıpları, tamiratlar ve kesilecek cezalar nedeniyle hisseleri süratle elden çıkarılıyor. Kendilerinden o yıl kar açıklamaları beklenmiyor ve bir anda borsadaki hisseleri ve şirketlerinin değerleri hızla düşüyor.
6. Kredi ve finansman desteğini kesen bankalar
Satışları azalan, sözleşmeleri fesh edilen, birikmiş tazminat ve cezaları bulunan ve yeni işler almakta zorlanan bir firmanın banka kredisi kullanabilmesi bile sürpriz olmaz mı? Kredi kullandıran kuruluşlar da geri ödeme garantisi olmayan şirketlerle çalışmayı istemiyorlar, riske girip kredi kullandırsalar bile vadeleri kısa ve faizleri yüksek oluyor. Bu da yükselen maliyetlere düşen kar oranlarına olumsuz bir takviye daha yaratıyor.
Soruyorum, bu tablo karşısında bu konularda geri kalmak gibi seçeneğimiz var mı? İş Güvenliği'ne yapılan tüm yatırımlar ve çabalar iş dünyasında öne geçmek, şirketlerimizin geleceğini garanti altına almak için bir fırsattır.
Üst ve orta düzey yöneticiler içinde benzer bir durum söz konusudur. Kariyerlerinde yükselmeyi başaranlar, diğer özellikleri yanında iş güvenliği ve çevre konularında bilgili, deneyimli ve duyarlı olanlar arasından çıkacaktır. Kuşkusuz tüm şirketler yukarıda saydığımız olumsuz durumları yaşatmayacak yöneticilerle çalışmayı tercih edecektir. Bu yüzden tüm yöneticiler mutlaka kendilerini iş güvenliği ve çevre konularına eğitmelidir.
İş Güvenliği baret giymek yada yazılı birkaç talimat değildir. Bundan çok daha fazlasıdır.
- İşyerindeki tehlikelere karşı farkındalığın artması ve sürekli risk analizi yapabilme yeteneğinin kazanılmasıdır.
- Hataların analiz edilmesi ve iyileştirmelerin yapılabilmesidir.
- Sıfır Kaza hedefine ulaşılması ve orada kalınabilmesi için gösterilen istek ve çabadır.
- Tüm çalışanlar ve yöneticiler tarafından algılanmalı, uygulanmalı ve geliştirilebilmelidir.
- Yöntemlerin, kararların ve değişikliklerinin etkin yönetilmesidir.
- Sürekli eğitim ve öğrenme içeren bir gelişimdir.
- Tasarımdan son kullanıcıya kadar devam eden bir süreçtir.
- İşçilerle işverenlerin paylaştığı olağan bir iş günüdür.
İşveren'in ve üst yönetimin desteği sağlanmadan iş güvenliği konularındaki çabaların başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyoruz. Bu yüzden üst yönetimlere hitap edecek eğitimlerin rolü büyük önem kazanmaktadır. 2005 yılı itibariyle zorlu rekabet koşulları ve oldukça önemli bir karar noktasındaki işverenlerimizin hangi konularda eğitimler alması gerektiği çok açıktır. Kendilerini öncelikle İş Güvenliği Sistemlerinin ne olduğu, nasıl işlediği, nasıl kontrol edileceği ve nasıl iyileştirileceği ve geliştirileceği konularında eğitimler sunulmalıdır. Bunların yanısıra uygulamada ciddi başarılar sağlamış şirket örneklerini de görme ve inceleme olanağı sağlanmalıdır. Kısacası şirketler arası eğitimler, denetimler ve benzer paylaşımlar teşvik edilmelidir.