Objektif Yönetim Danışmanlık'tan Dr. Meltem Yaman, bilişim ve tıbbın zaman zaman birleşen, zaman zaman yarışan gündemi hakkında görüşlerini anlatıyor.
Bilgisayar mühendisliği ve tıp doktorluğu en yüksek puanlarla eğitim hakkı kazanılan, en zorlu eğitimlerle, insanların yetiştiği iki önemli eğitim alanı…Birbirlerinden çok farklı olduğu düşünülen bu alanlar, bilişimin tüm sektörlerin kaldıracı olması nedeniyle zaman zaman birleşiyor.
Bir kere teknolojik gelişme açısından bilişim ve tıp, ilerlemede birbirleriyle yarışıyor. Hergeçen gün daha hızlı, daha geniş kapasiteli, daha kullanışlı bilgisayarlar ve yazılımlar geliştirilirken, bioteknolojiden gen araştırmalarına dek sağlık alanında her geçen gün yeni buluşlar gündeme geliyor. Ekonomik kalkınma planları yapan ülkelerin favori iki alanı bioteknoloji ve bilişim. İşte İrlanda, işte Hindistan… Hepsinde aynı tercih var. Tıp alanında hastalara ve yaşlılara söylenebilecek olan şu: " Dayan, yarın iyileştirici ya da gençleştirici bir buluş yapılmış olabilir" Buluşçuluk ve bunların dağıtımı, siyasi değil, ekonomik kurumların yani şirketlerin elinde olduğu için, yenilikler, pazarlanıp satılabilecek, tüketicinin alabileceği fiyat düzeyinde seri üretime geçilebilecek yapılarda değerlendirilebiliyor.
Araştırmalar yapılırken bilgisayardan çok fazla yararlanılıyor. Hasta takip sistemleri, her ne kadar ülkemizde yerleşmiş olmasa da, düzenli hasta takibi, verilerin alınması, sınıflandırılması ve saklanması koruyucu hekimlik için de, ilaçlarla ilgili klinik araştırmalar için de çok önemli. Veri ambarları bu iş için gerekli araç. Bu konuda yazılımların da sayısı ve kalitesi gitgide artıyor. Bu programların geliştirilmesinde çalışan sistem analistleri kimler arasından yetişiyor acaba.. Çoğunlukla tıp doktorlarının tabii ki… Bilişime meraklanıp, network yönetebilen, bilişim kitapları çeviren, web siteleri açan pek çok tıp doktoru var. Bunlar insanların kalifikasyonlarına yaptıkları katkılar, artılar..
Bir de dünyaya açılan penceremiz, Internet var. Internetten önce medikal müdürler literatür araştırmalarını nasıl yapıyorlardı acaba? Peki tıbbi mümessiller daha kaç sene literatür taleplerini elden teslim edecek, yoksa bir süre sonra doktorlar literatürleri içeren düzenli e-bültenleri, e-posta kutularında bulmaya başlayacaklar mı? Ekte nefis bir doğa görüntüsü ve bir medikal konferans e-davetiyesi ile birlikte… Tıbbi mümessillerin el bilgisayarları ya da laptopları ile toplamış oldukları doktor veri tabanlarındaki veriler CRM için hangi farklı şekillerde kullanılacak? Yüzyüze yapılan toplantılar dışında mesleki alışverişler için tıp doktorları e-gruplar oluşturacak mı, sanal oturumlar düzenleyecek mi? Ecza depoları hatta tüm eczacılar stokları Internet üzerinden takip ederek, e-sipariş geçebilecekler mi?
Peki teşhis ve tedavide, hastaların bilgilendirilmesinde, aile hekimliği ve koruyucu hekimlikte bilişim tıbba neler getiriyor? Telemedicine ile sonsuz ufuklar açıyor. Internet ile pratisyen hekimlerin de erişemediği noktalarda, hasta olmadan önce, insanların kendilerini dinleyebilmesi, vücutları alarm vermeden ya da ufak tefek belirtilerde harekete geçebilecek kadar bilgilenmeleri, doğru kaynaklara ulaşabilmeleri, genel bir tıbbi danışmanlık hizmetini, evlerinden çıkmaksızın alabilmeleri doktorlara geniş bir hareket alanı getirebilecek. Bu şekilde belki torununun yazdığı bir mail ile, köyündeki bir nine kanser belirtisinde, hasatı ya da kızın düğününü beklemenin doğru olmadığını çok gecikmiş olmadan bilebilecek ve yaşamını sürdürebilecek. Belki bir takım testler evde kendi kendine yapılabilecek, veriler Internet üzerinden iletilecek, hasta verilerinin biriktiği veri ambarında, hastanın gidişatı rahatlıkla izlenebilecek. Gereksiz kalabalıklar hastanelere yığılmayacak, koruyucu hekimlik ya da aile hekimliği ile belki uzmanlık dallarında hasta kalabalığı engellenebilecek.
Bilişim ve tıp beraberce insanlara daha sağlıklı günler sunabilecek. Tıp alanının, sağlık sektörünün hangi tarafında olursanız olun, bu ufukları fark etmeye, izlemeye, yakalamaya çalışın. Gelişme artık kaçınılmaz.