Financial Times tarafından 2002 - 2003 döneminin En Yaratıcı 50 Girişimi'nden biri olarak seçilen dünyanın önde gelen mobil pazarlama ajansı Aerodeon, İstanbul ofisini Kasım 2002'de açtı. Ofisin Stratejik Planlama ve Araştırma Direktörü İsmail Özdemir ile Aerodeon ve mobil pazarlama konusunda görüştük.
Aerodeon ve Türkiye faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz ?
Aerodeon 2000 yılının şubat ayında kurulmuş olan İngiltere'nin ilk mobil pazarlama ajansı. Bu konuda Avrupa'da öncü ve lider bir role sahip. Bu süre zarfında 250'nin üzerinde mobil pazarlama kampanyası gerçekleştirmiş bir şirket. Aerodeon'un marka özü "yaratıcılık" diyebiliriz. Lider konumunu bu değer ile açıklamak da mümkün. Çünkü mobil mecra sınırsız yaratıcılık fırsatları sunun bir iletişim alanı ve konu reklam olunca yaratıcılıkta sınır tanımayan aktörlerin liderliğe oynaması kadar doğal bir sonuç da olamaz.
Aerodeon genişleme stratejisi doğrultusunda; Londra, Paris, Toronto ve New York ofislerinin ardından İstanbul ofisini 2002'nin Aralık ayında faaliyete geçirdi. Türkiye aslında mobil pazarlama konusunda geç kalmış bir ülke. Cep telefonu kullanımının hızla arttığı, %30 penetrasyon oranına rağmen bu teknolojiye kısa zamanda adapte olmuş, tüm sunulan servisleri zevkle ve heyecanla kullanan bir nüfusa sahip. Hatta bireylerde geniş çaplı iletişim ihtiyacının lise dönemlerinde ağırlıkla ortaya çıktığını düşünürsek, Türkiye nüfusunun %50'den fazlası mobil iletişimsiz bir hayatı hatırlamıyor bile. Bu nedenlerle Aerodeon söz konusu potansiyeli değerlendirmek için 2002 sonunda ülkemize girdi. Çok genç, dinamik ve buna rağmen tecrübeli bir ekibe sahibiz. Her birimiz GSM, teknoloji, reklam, pazarlama, araştırma kökenli kişileriz. Buradan bakınca neden bir araya geldiğimizi anlamak da hiç güç değil; tüm bu alanların tek kesişme noktası "mobil pazarlama".
Aerodeon'un mobil hayata yönelik sunduğu hizmetler nelerdir ?
Aerodeon için genel anlamıyla, GSM üzerinden her türlü reklam, promosyon, CRM, eğlence içerikli servis, mecralar için mobil içerik dağıtımı, haber / duyuru servisleri gibi iletişim ve katma değerli servisler üreten ve sunan bir ajans diyebiliriz. Aslında mobil pazarlama ajansları için "hayata yönelik" servis diye bir tanımlamayı kabul etmiyorum. Mobil iletişim hayatın her yönüyle içinde olduğu için her servis, her kampanya "hayata yönelik" aslında. Mesela bir mağazaya gidiyorsunuz. Her zaman gidip ayakkabı aldığınız bir yer. Bir gün biri size bir scratch card veriyor, üzerinde bir özgün numara var. SMS ile 3160'a göndermeniz isteniyor. Ayrıca ya marka ile ilgili eğlenceli bir soruya cevap verip gülümsüyor, ya da bir anket sorusu cevaplayıp görüşlerinizi marka sorumlularına iletmiş, bir anlamda ürünün istediğiniz gibi olmasına katkıda bulunuyorsunuz. Üstüne üstlük bir de "anında kazan" %10 indirim geliyor cep telefonunuza. Üzerinde bir kod numarası var, kasaya giriş yapıyorsunuz ve bir de bakmışsınız %10 indirimli alışveriş yaptınız. Ve hepsi topu topu 2, 3 dakika. Bu yalnızca bir örnek, tamamen hayattan, tamamen tüm tarafları (müşteri, marka, mağaza sahibi, operatör) mutlu edici, tüm tarafların kazanç sağladığı bir deneyim. Yıl sonunda 500 bine yakın MMS'li telefon kullanıcısı olması bekleniyor. 2004 yılı sonunu tahmin etmek bile istemiyorum. O zamana kadar mobil pazarlamayı iletişim karması içerisine sindirmiş markalar için hayata yönelik neler yapılabileceği konusunda -bu konuda gayet olası tahminleri olan biri olarak bile- ciddi heyecan ve merak besliyorum.
Aerodeon'un hizmetlerini uygulamalarında kullanan şirketler kimlerdir ?
Aslında 3 yıllık geçmişe dayanan çok sayıda ve çok önemli marka Aerodeon müşteri portföyü içerisinde yer alıyor. Bunlardan en önemlileri Nestle, Procter&Gamble, Pepsi, Warner Records, Compaq, Clinique, BBC, Mars, Loreal, Budweiser, UDV, Wilkinson Sword, Bacardi Breezer, KPMG gibi köklü ve büyük markalar. Aslında bu markalar mobil pazarlamanın da öncü markaları. Aerodeon Londra Genel Müdürü Andrew Jones'un tarifi ile bunu açıklamak gerekirse; Aerodeon yola çıktığında tüm dünyada bugünkünün üçte biri kadar cep telefonu, dörtte biri kadar da SMS trafiği vardı. Yalnızca İngiltere'de 3 yıl önce ayda 40 milyon sms gönderilirken, bugün günde 40 milyon SMS gönderiliyor. 3 yılda 30 kat bir büyüme demek bu. Bu öngörüyü nasıl İngiltere ve diğer Avrupa ülkelerinde yapan markalar mobil pazarlama ile markalarına değer katmışsa, Türkiye'de şu an bizim çalışmaya başladıklarımız için de durum aynı. Ben onlara pazarlamanın Braveheart'ları diyorum. Türkiye'de şu an Sushico&Chinese in Town ile bir kampanyamız devam ediyor, Türkiye'de br ilk. H2000 ile stratejik ortaklık anlaşması yaptık, bu seneki festivalde çok önemli markalarla birlikte yaptığımız çok farklı, mobil pazarlamayı tarif edici kampanyalar sunacağız. Bunun dışında farklı sektörlerde çok yaratıcı kampanyalar da yakın zamanda geliyor diyebilirim.
Aerodeon'un ilgi çeken kampanyalarından örnekler verir misiniz. Türkiye'de mobil pazarlama hangi konumda ve gelişimini nasıl buluyorsunuz ?
Gururla söyleyebiliriz ki, yurt dışında ilgi çeken kampanyaların birçoğunda Aerodeon imzası var. Çünkü "yaratıcılık" tüm Aerodeon ağının temel felsefesi. Müşterinin basit bir promosyon kurgusu ile yetinebileceği durumlarda bile yaratıcılığın sınırlarını zorluyoruz. Örnek olarak, Nestle KitKat kampanyası. 2003 yılı başında gerçekleştirildi. Dünyada şu an kadar yapılan en büyük mobil pazarlama kampanyası; tam "100 milyon paket" üzerine unique kod basılarak yapılan bir kampanya. Ama o kadarcık değil, unique kod deyip geçmeyin, bu kodlar "ısıya duyarlı". Parmağınızla paket içindeki belirtilen bölgeye 4-5 saniye bastırdığınızda bir kod beliriyor. Gönderiyorsunuz ve hem çekilişe katılıyor hem de "İngiltere'nin en büyük molası" kampanyasına dahil oluyorsunuz. Kampanya çok eğlenceli bir kurguya sahip; 21 mart 2003'te tüm bu KitKat severler saat 15:00'de işlerini bırakıp KitKat ile 10 dakika mola veriyorlar. Kampanya çok başarılı olunca ikincisi başladı, yıl sonuna kadar çekiliş kampanyası devam edecek. Bunun dışında bir çikolata markası olan "Little Rolo" kampanyası var ki, ne bir çekiliş, ne bir ödül, ne büyük bir iletişim kampanyası var ama inanılmaz sonuçlara sahip. 2002 yılının14 Şubat Sevgililer Günü'nde 100.000 kadına çok hoş aşk mesajları (Little rolo logolu) gönderiliyor ve bunları sevdiklerine forward etmeleri isteniyor. Bu kadınlardan %20'si mesajı forward ediyor (kısaca 20.000 kişi sizin adınıza iletişim yapıyor). İşin daha enteresen tarafı bu mesajı alan erkeklerin de %50'si bu mesajı yine bir başkasına gönderiyor (marka mesajı 10.000 kişiye daha ulaşıyor). Mobil pazarlama tarihindeki en yüksek erkek katılım oranı bu. Hatta Sevgililer gününden sonra da bu mesajlar gönderilmeye devam ediliyor ki bunu marka ve Aerodeon sorumluları daha kampanyayı kurgularken çok güzel açıklıyor:16-20 yaş arası kadınlar arasında "conversational currency"yaratmak; aşk muhabbetlerinin para birimi gibi çok yaratıcı bir iletişim hedefi ile bu başarının yakalanması zor da olmamış tabi ki.
Türkiye'de mobil pazarlama 2003 yılında doğum sancılarını atlatıp emekleyen bir bebek konumuna geldi. Bu hem markalar, hem ajanslar, hem de operatörler için mutluluk verici çünkü mobil pazarlama ülkemizde atıl duran bir kapasite idi. SMS yani kısa mesaj'ı ele alırsak, Avrupa bu servisi bir pazarlama enstrğmanı olarak 3 yıldır maksimum etkinlikte kullandı. Biz SMS fiyatlarının tüm dünyaya oranla çok yüksek olmasına rağmen, yani operatörler için büyük gelir içeriyorken, her çekiliş kampanyası yapan marka tüm ödüllerini SMS gelirleri ile vererek sıfır maliyete kampanyalar sunabilecekken, bu trene nedense geç bindik. Ancak son aylarda paket üstü promosyonlarla dünya standartlarında mobil pazarlama kampanyaları yapılmaya başlandı. Son bir nokta var aşılması gereken; o da markaların hedef kitlenin durumunu anlaması. Artık hedef kitleyi tek kanaldan, hatta 10 kanaldan yakalamak zor. Her mecrada kanallar çoğaldı, "tematik" kanal kavramı oluştu. Artık havaya reklam saniyesi atarak etkinlik sağlamak bir hayalden öte değil. Bu noktada tüketicinin elinin içine düşmeyi elbette her marka isteyecek. Türkiye için en büyük önem ise genç nüfus potansiyeli. Ayda bir milyona yakın mesaj gönderiliyor ve penetrasyon henüz %30. Aerodeon'u ülkemize getiren de aslında bu büyük potansiyel.
Mobil pazarlama konusunda çok geniş bir bilgi birikiminiz var. Aerodeon'un mobil pazarlama anlamında Türkiye'ye getireceği yenilikler nelerdir ?
Getirmeye başladık bile. Şu an Türkiye'de ilk kez bir restoran zinciri mobil kampanya yapıyor. Daha planlanan sürenin yarısındayız ama çok da iyi geri dönüşler var, müşteriden kampanyayı uzatma isteği aldık. Ayrıca organizasyonlarda ve özellikle "eğlence-müzik" sektöründe mobil pazarlamanın sınırsız yaratıcılığını ve etkinliğini kanıtlayacağımız H2000 festivali de 20 Haziran'da başlıyor. Çok kısa zaman sonra da Aerodeon Türkiye ofisi olarak çok inandığımız bir ilk'e daha imza atacağız. Bu kampanya yalnızca Türkiye için değil, çapı itibarı ile dünya için bir ilk olacak. Ancak örnekleri bırakıp, genel bir yargıda bulunacaksak, Aerodeon olarak Türkiye pazarlama sektörüne katkımız iki ana konuda olacak:
İlki Markaları, segmente olan, çok geniş bir erişim alanına yayılan hatta dağılan hedef kitlenin avucunun içine kadar, izin alarak - yani tüketicilerin isteği/çağrısı ile - sokmak.
İkincisi "Mobil yaratıcılık" konusunda tüm Aerodeon ağının bilgi birikimini ve Aerodeon Türkiye ofisinin yaratıcılık potansiyelini kullanarak, markalar için onları bir anda rekabetten ayrıştıracak, marka değerini artıracak ve iletişim etkinliğini çok yukarılara çekecek kampanyalar tasarlamak.
Nereden bakarsak bakalım, daha doğum aşamasında olan bir sektörün dünya lideri bir oyuncu ile tanışması, onun birikiminden faydalanması, bu sayede çıtanın yükselmesi büyük avantaj.