İş Kültürü ve İnsan Kaynakları Haber Sitesi
Haber
İş Dünyasından
Etkinlikler
Yarışmalar
Röportaj / Görüş
Atamalar
Danışmanlık ve Hizmet Şirketleri Rehberi
Özel Dosyalar
Sektörel Dosyalar
Araştırmalar
Kariyer Fırsatları
İş Başvuru Bilgileri
Yükseköğretim
Eğitim Takvimi
Sağlık ve Yaşam
Web Rehberi
Faydalı Bilgiler
Google

Web
Site İçinde
Ülkemizdeki Liderlik Kavramına Farklı Bir Bakış Açısı


Fazıl Oral
Management Centre Türkiye
Eğitim Danışmanı


Acaba hiç düşünme fırsatınız oldu mu neden bizim kültürümüzde At, Avrat, Silah sıralamasında At birinci sıraya konulmuştur diye...


Birinci sıraya konulmasının değişik nedenleri olabilir. Ben; kişisel bir sav öne sürüp ve buna bağlı olarak da ülkemizdeki liderlik kavramına bir yeni bakış açısı katmayı deneyeceğim, bu yazıda.

"Emir" kavramsal olarak irdelendiğinde, bunun daima iki tarafı olduğu görülür, taraflardan biri emri veren, diğeri ise emri alandır. Emir daha çocukluğun ilk çağlarından bu yana, bir otoriteyi, gücü ve yapılması gerekeni ateşleyen bir başlangıç noktası olarak insan zihnine kazınmıştır. Bu nedenle itaat etmenin gerekliliği sorgulanmamakla beraber, birey her seferinde "boyun eğmek" zorunda olmanın sıkıntısı nedeniyle içinde bir sızı taşır. Bu sızı kolaylıkla dışarıya atılabildiği oranda kişilik ve insan olma, kendini gerçekleştirebilme ortaya çıkmaktadır.

Peki ya sürekli olarak boyun eğen bir birey dışarı vurabileceği bu disiplin sızısını nasıl yansıtır. Öncelikli olarak bazı konularda en küçük yaşlardan itibaren ailesine ve söylediklerine, tepkilerine beklenti ya da emirlerine "karşı koyma" eylemlerine girişir. Ardından okulda benzer konuları tekrarlar, tabi ki eğer hala ailesi tarafından disiplin yolu ile yeterince ezilmemişse, sıra iş ya da diğer sosyal çevrelere gelir. Askerlik gibi sosyal ortamlarda kullanılan "yaklaşım" bireyi sürekli bir kabul eden ancak, hiyerarşinin net ve kesin hatları ile ortaya konmuş olması nedeniyle, sırasını bekleyen hale dönüştürür.

Nasıl olsa sıra, bir gün mutlaka ama mutlaka gelecektir...

Birey, ister okulda sınıf başkanı olma fırsatı yakalasın, ister taze evlilikteki koca, ister bir mangaya komuta eden bir onbaşı, ister 2 memurun başına amir, sonuç değişmez, bu konuma gelen Türkiye'de yaşayan ezici çoğunluk için; verilen yetkiyi kullanıp "otoriteyi sergilemenin yolu", uzun yıllar boyunca emri alan kişi olmaktan çıkıp artık emri veren kişi olmak ve astlarını ezmekten geçer.

Bundan böyle davranışları, yetersiz özgüven nedeniyle, çevresine insanları yaklaştırmayan ancak, daha üst bir otoriteden aldığı olumlu onaylar sayesinde, başarılı olduğunu düşünen kişinin davranışlarıdır.

Başka insanlar, özellikle astlara, yakınlık korku verir, haksız sayılmamakla beraber birey, kendine yeterli bir güven duygusu hissedemediği için sevgi dolu ancak özellikle baba figürü tarafından belirgin biçimde gösterilmeyen bir sevgi içinde büyüyen, tipik disiplin çocuğu geçmişinden kolaylıkla sıyrılamaz. Bu nedenle de kendisine belirli bir sevgi gösteren ya da pohpohlayan birey ya da grubu, diğer birey ya da gruplardan ayırma ve gerektiğinde kayırma eğilimine girer, takımın başarısı için en önemli kavram olan adalet kavramını farkında olmaksızın aşındırır ve geçici başarıların ancak sürekli olarak gözleyebildiği insanlar tarafından sergilendiğini ise uzun yıllar sonra öğrenir.

Sürekli olarak yaşadığı ve beslendiği zemin ise neredeyse son elli yıldan beri, ileriyi net biçimde görmenin mümkün olmadığı kaygan, cıvık bir zemin olunca da, sadece kısa dönemli hedefler ve başarıya odaklanır ki, ayrıca bu tür başarı, kapitalist sistem tarafından hem desteklenir hem ödüllendirilir.

Unutmayalım, son kırk yıla damgasını vuran önemli bir kimlik, 1965 yılında iktidara gelirken, "bize plan değil, pilav lazım" demişti... Belki de bu nedenle, "yarına Allah kerim", ya da "yarın elbet Allah bir kapı açar", "ne şiş yansın ne kebap", "ne etliye ne sütlüye" deyimleri çok sık kullanılır olmuştur.

At-Avrat-Silah üçlemesine gelince, evet çoğu insanın kolaylıkla düşündüğü gibi göçebe bir toplum için doğal bir araç niteliği taşıdığı için öneminden dolayı birincilik ata verilmiş gibi görülse de, köpek de en az at kadar insan yardımcı, dost ve sadıktır.

Ancak esamesi bile okunmaz çünkü; at bizi taşır ve köpeğe kıyasla daima efendisinden yani taşıyıcısından güçlüdür, küçük yaşlardan beri ustalıkla ata binebilen Türkler, ailelerinde yaşadıkları bu baskın disiplini hem de erkek egemen kültürün bir parçası olarak, kendilerinden çok daha güçlü bir canlıya hükmederek, onun bütün komutasını elde tutarak ve artık emrederek, atı yönetirler, bu nedenle at son derece önemlidir.

Bugün aynı keskin kalıplar gevşemiş olsa bile, sizce aynı Türk aile anlayışının baskısı altında kalan birey acaba bahsi geçen disiplin sızısını başka bir yere yansıtabilmek için, günlük yaşantısında kendinden güçlü neyi kullanmaktadır, atın yerine neyi koymuştur. Elbette otomobili, bu nedenle kurallara uymaktan ve emir almaktan hoşlanmaz, ama vermekten hoşlanır.

27 Temmuz 2001 tarihinde Sayın Birol Kalpaklı ile (Proje Yönetim A.Ş. Gen. Md.) - Yeni Bin Yılın Liderlik Anlayışları konusunda yapılan bir söyleşiye kulak verelim. (www.yapırehberi.com)

Yeni bin yılın lideri öncelikle insan yetiştirecek. Yani yönetmekten çok yönlendirecek bu lider. Yol gösterecek, koçluk yapacak, davranışlarıyla örnek olacak ve izlenecek. Arkasından adam yetiştirmeyene ben lider demiyorum. Mesela Kel Aliço adında bir Kırkpınar Başpehlivanımız vardı Abdülaziz zamanında. Bu pehlivan tam 26 sene aralıksız Kırkpınar başpehlivanı oluyor. Böyle bir şey düşünebiliyor musunuz. Ama bir sırrı var bunun ; Kel Aliço güreşleri sırasında ileride iyi pehlivan olmaya namzet ne kadar yetenekli genç varsa bunların ya kolunu ya bacağını kırarak sakat bırakıyor ve güreşe devam etmelerini engelliyor. Böylece kendisi bırakana kadar karşısına ciddi bir rakip çıkamıyor. Tam 26 sene dile kolay. Geçmişte ve günümüzde de bazı yöneticiler Kel Aliço taktiğini uygulamışlardır.Kısa dönemli odaklanan birey ve disiplin sızısını yükselmeye başlayınca çevreye yansıtma eğiliminde olan bireyden ne kadar gerçek bir lider olur dersiniz? Bugün lider dediğimiz, zirvelere katılanlara bakmak belki fikir verir.Yönetim ve liderlikle ilgili ilk cümle Matta İncil'de karşımıza çıkıyor; "Bir köre yol gösteren, başka bir körse, her ikisi de çukura düşer".





[Geri Dön] [Ana Sayfa]


A1Haber


BTinsan bir EMG Danışmanlık ürünüdür
Bize Ulaşın - Site Haritası - Hakkımızda - Yasal Şartlar
Haber | Etkinlikler | Röportaj / Görüş | Şirketler Rehberi | Kariyer Fırsatları | Eğitim Takvimi | Kitap | Web Rehberi

Sponsorlar: Personelonline.com  Aktif Danışmanlık  Vargonen Technologies