Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), 23 Şubat 2004 tarihinde, Sabancı Center'da "Yükseköğretim, Bilim ve Teknolojide Yeni Yönelimler" başlıklı bir seminer düzenledi.
Haber Merkezi
23 Şubat 2004 - TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Sabancı, seminerin açılış konuşmasında, sanayi toplumlarının bilgi toplumuna evrilme sürecinde, bilim ve teknolojinin ülke kalkınmasındaki rolü her geçen gün artarken; "bilgi"nin, artık doğal kaynakları ve emek yoğun değer yaratmayı ekonomik büyümenin birincil kaynağı olarak geride bıraktığına dikkat çekti. Sabancı, ülkenin rekabet edebilirliğinde önemli bir unsurun, yeni bilgi türetebilme yeteneği ve onu ekonomik faydaya dönüştürme kapasitesi olduğunu vurgularken "üniversitelerde türetilen yeni bilgileri ekonomik değer üretecek ticari ürün ve süreçlere dönüştürecek bir sisteme ihtiyaç vardır" dedi.
TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Arzuhan Yalçındağ da, açılış konuşmasında yükseköğretim, bilim ve teknoloji politikalarını, araştırma geliştirme ve yenilikçiliği teşvik etmek, insana yatırım yapmak ve bilgiye dayalı bir ekonomik-toplumsal yapıya geçişi hızlandırmak perspektifinden yeniden gözden geçirmenin önemini vurguladı. Bilim ve teknolojideki gelişmeleri takip edebilmek için, gelişmeleri uygulayabilecek, merak eden, merak ettiğini hiçbir dogmaya bağlı kalmaksızın sorgulayan; üretmekte ve yeni birşey yaratmakta iddialı gençlere ihtiyacımız olduğunu ifade eden Yalçındağ, gençlere bu özellikleri kazandırmanın ancak çağın gereklerine uygun olarak tasarlanmış eğitim programlarının hayata geçirilmesi ile mümkün olacağını söyledi.
Seminerin TÜSİAD Eğitim Çalışma Grubu Başkanı ve Doğan Medya Grubu Yazılı ve Görsel Medya Koordinatörü Nuri Çolakoğlu'nun yönettiği "Yükseköğretim, Bilim ve Teknolojide Yeni Ufuklar" başlıklı birinci oturumunda, yükseköğretim, bilim ve teknolojide yeni ufuklar ve iş dünyası ile bilim dünyasının bu alanda neler yapmakta oldukları ele alındı. Oturumda söz alan Microsoft Geliştirici ve Platformlar Grubu Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Sorumlusu Nasser Khan Ghazi, ICT alanındaki yeni fırsatlara değindi. Ghazi konuşmasında ayrıca, artan inovasyon ve endüstri becerileri ile e-öğrenim konularını irdeledi. Oturumun bir diğer konuşmacısı Massachusetts Institute of Technology (MIT) Bit ve Atomlar Merkezi Direktörü Prof. Neil A. Gershenfeld ise bilim ve teknolojide yeni gelişmeler ve bilim dünyasının perspektifi gibi konular üzerinde durdu.
TÜSİAD Bilgi Toplumu ve Yeni Teknolojiler Komisyonu Üyesi Tuğrul Tekbulut'un yönettiği "Türkiye'de Yükseköğretim, Bilim ve Teknoloji Politikası" başlıklı ikinci oturumda ise, uluslararası gelişmelerin ışığında Türkiye'de bu konuda yapılanlar ve yapılması gerekenler tartışıldı. TÜBİTAK Başkan Vekili Prof. Dr. Nüket Yetiş, sunumunda bilimsel ve teknolojik (B&T) yetkinliğin ulusal rekabet gücüne etkisi, Türkiye'nin rekabet gücünün diğer ülkelerle kıyaslanması, Türkiye'de B&T faaliyetlerinin, ulusal rekabet gücünün yükseltilmesine olan katkısını engelleyen unsurlar ve çözüm önerileri ile Türkiye B&T sistemi içinde TÜBİTAK'ın misyonu gibi başlıklar üzerinde durdu. Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Dr. Engin Bermek, konuşmasında, Türk bilim politikaları konusunda genel görüşlerini dile getirdi.
Üniversitelerarası Kurul Başkanı Prof. Dr. Ayhan Alkış, konuşmasında, bilim ve teknoloji politikalarının ülkemizin kalkınması toplumsal yaşam düzeyimizin kalitesinin artması açısından önemi; yükseköğretim bilim ve teknoloji alanında faaliyet gösteren kuruluşların bu faaliyetleri daha etkin ve verimli yürütebilmesi açısından koordinasyonu ve organizasyonu; ve hazırlık sürecinde olan Yükseköğretim Yasa Tasarısı ve yasalaşma sürecine ilişkin görüş ve önerilere yer verdi. Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı Danışmanı Aykut Göker, konuşmasında, Türkiye'nin, bilim ve teknoloji alanında temel eksiğini, sanıldığı gibi, bu alanda belli bir politika izlenmesine temel teşkil edecek tasarıların ya da öngörülerin olmaması olarak değil, ortaya konan tasarı ve öngörülerin, ya 1960'lar ve 1980'lerde olduğu gibi bütünüyle rafa kaldırılması, ya da 1993 sonrasında olduğu gibi tam olarak uygulan(a)maması olarak gösterdi. Göker, Türkiye'nin bilim ve teknolojide gerilerde kaldığını görenlerin, sorunu çözmek için hemen bir politika tasarlamak yerine, önce mutlaka eskiyi iyi değerlendirmeleri ve "önceki politikalar yanlış olduğu için mi rafa kaldırıldı ya da tam uygulan(a)madı; yoksa, bizde eksik olan başka bir şey mi var?" sorusunun yanıtını aramaları gerektiğini ifade etti.