Management Centre Türkiye Yüksek İstişare Kurulu, Türkiye'nin jeopolitik yerine jeoekonomik
avantajlarının ön planda olduğu strateji ihtiyacının önemini belirtti.
Haber Merkezi
14 Temmuz 2003 - Management Centre Türkiye, Türk iş dünyasının önde gelen şirketlerinin tepe yöneticileri ve fikir liderlerini biraraya getirerek Yüksek İstişare Kurulu (YİK) adıyla, Türkiye'nin güncel gündemi ile ilgili konularda yöneticilerin birikimlerini paylaştıkları bir 'Bilgi Grubu' oluşturdu.
İş dünyasının önemli isimlerini biraraya getiren Yüksek İstişare Kurulu'nun geçtiğimiz günlerde yapılan ilk toplantısında aşağıdaki tespitlerde bulunuldu;
Genel
Soğuk Savaş sonrası olarak adlandırılan, içinde yaşamakta olduğumuz dönemde, ülkelerin jeopolitik konumlarının artık sadece ülke coğrafyasına dayandırılarak politikalar üretmede yeterli olmadığı görülmektedir.
Jeopolitikin kalıcı unsuru olan coğrafi unsurlar, şüphesiz jeopolitike dayalı politika üretmede geçerliliğini korumaktadır. Ancak, bu kalıcı unsurların günümüzde özellikle insanların dolayısıyla ulusların yaşamları üzerinde çok önemli etkisi olan, geleceği etkilemede en önemli faktör olan ve değişkenlik gösteren 'Ekonomik' unsur ile birlikte politikaların üretilmesini kaçınılmaz hale getirmiştir.
Jeopolitik, günümüzde coğrafya, ekonomik ve diğer unsurların siyasi yorumu haline gelmiştir.
Bu nedenle, ulusal stratejiler günümüzde askeri ve ekonomik güç unsurlarını, diğer ulusal güçleri yönlendirici öğe olarak dikkate almakta ve jeostratejik yaklaşımlarda ekonomik unsur önemli bir etken olmuştur.
Tespitler
Yaşamakta olduğumuz bölgede meydana gelen son gelişmeler, Türkiye'nin jeopolitik konumunun bundan böyle ekonomik güç unsurunun mutlaka yönlendirici bir rol oynayacak şekilde değerlendirilmesi ile gündemde tutulmasını kaçınılmaz yapmıştır.
Irak Savaşı ve sonrasındaki gelişmeler, özellikle tek süper güç olan ABD'nin savaş sonrası bölgedeki ve yakınındaki konuşlanma yaklaşımları, dünyanın ağırlık merkezinin bölgemize kaymakta olduğunun göstergesidir.
Bu durum, Türkiye için yeni güvenlik ve ekonomik odaklı ve ülke jeopolitikinin bu odaklara dayalı değerlendirilmesi fırsatlarını yaratmıştır.
Bu nedenle, iş dünyamız jeoekonomik stratejiler üretme fırsatları kazanmıştır. Bu fırsatların akılcı stratejik öngörüler ile geliştirilmesine ihtiyaç vardır.
Fırsatlar
Türkiye, bölgesel ve ötesine yönelik ekonomik işbirliği oluşumlarına öncülük edebilir,
Bu ekonomik oluşumları, batısındaki ve doğusundaki ekonomik oluşumlarla işbirliğine açabilir,
Türkiye sahip olduğu yetişmiş insan gücü, bölgesel model olma deneyimleri, maliyet e hız avantajları nedeniyle bölge ve ötesi için bir lojistik üs olabilir.
Engeller
Ülke imajındaki sıkıntılar ve dış tanıtım eksikliği ile uluslararası hukuk kurallarına parelel yönetim konusundaki eksikler, sermaye yetersizliği ve belirsizlik ortamı ile beraber Türkiye'nin önündeki en önemli engeller olduğu saptandı.
İş Dünyası ve Yöneticiler Ne Yapmalı
Türk şirketleri ve işadamları uluslararası rekabette kilit rol alma vizyonunu taşımalı ve bu vizyonu destekleyen bölgesel büyüme stratejileri oluşturmalıdır.
Türkiye'nin jeopolitik konumunun eski rekabetçi avantajını garanti etmediğinden hareketle, Türk şirketleri uluslararası rekabet gücünü artık jeoekonomik avantajlarından sağlamalıdır.
Bu amaçla Türk şirketlerinin,
Çalışanların ve yöneticilerin bilgi birikimini, kurumsal bilgi gücüne dönüştürmesi,
Nitelikli insangücü yetiştirmesi,
Verimlilik ve etkinliğe odaklanması,
AR-GE yatırımları yoluyla patentli ürün ve hizmet sayısını artırması,
Değer yaratmayı ön plana çıkarması,
Kalite yönetimi ve standardizasyonu sağlaması,
Hız ve maliyet avantajıyaratacak lojistik ve tedarik zincirine yatırım yapması,
Ülke, ürün ve hizmet bazında bölgesel ve uluslararası markaların oluşturulması için çalışması,
Fırsatçı ve herşeyin yapıldığı iş modelleri yerine, en iyi yapılan işe odaklanılması gerekmektedir.
Uzun dönemde bu alanlarda gelişme sağlamış ve Sürdürülebilir Rekabet, Sürdürülebilir Kalkınma ve Sürdürülebilir Büyümeyi temel prensipleri olarak benimsemiş firmalar ayakta kalablecektir.