Gerek özel hayatımızda gerekse iş yaşamımızda her gün kararlar veriyoruz. Karar verirken iki veya daha fazla seçeneğimizden birini seçiyoruz. Bu süreç içerisinde bir çok kriteri gözden geçiriyor olabiliriz. Olayın özelliğine göre değişen bu kriterler mutlaka irdelenmesi gereken verileri içermektedirler.
Ama ben size her durum için geçerli olacak bir kriterden söz etmek istiyorum. Seçeceğiniz yollardan hangisi daha zor? Yani kolay yolu mu seçiyorsunuz, yoksa zor yolu mu seçiyorsunuz?
Kolayı seçiyorsanız tebrikler hemen hedefinize varabilirsiniz. Ama zor yolu seçiyorsanız size bir madalya takmak gerek, çünkü bu eylemle birkaç açıdan kazanıyorsunuz. Öncelikle büyük bir olasılılıkla yeni bir yol deniyorsunuz bu sizin cesaretinizi gösterir, çünkü kolay olan yol, muhtemelen daha önce denediğiniz bir yoldur. Yeni yol size yeni ufuklar açacak, zihninizde yeni düşünce kanallarını devreye sokacaktır. İkinci olarak zor yol kendinizi güçlendirmenize neden olacaktır, çünkü zor yoldan geçmek için karşılaşacağınız yeni engelleri aşmak gerekmektedir, bu nedenle yeni beceriler edinmeniz dolayısıyla kendinizi geliştirmeniz gerekecektir. Son olarak yeni yol bilinmeyen yoldur, belki de en çok bu nedenle bu yolu seçeceksiniz, çünkü bilinmeyen yoldan gitmek size heyecan verecektir. Bu heyecan içinizdeki hedefe varma coşkusu ile birleşince madalyaya varmak, şampiyon olmak mümkün olacaktır.
Şimdi size bir soru soracağım bakalım zoru mu seçeceksiniz, kolayı mı? Sizin için en önemli kişinin kendiniz olduğunu biliyorsunuz. Diyelim ki kendinizi geliştirmek için bir şeyler yapmak gerektiğini düşünüyorsunuz. Geçmiş veya yapmakta olduğunuz davranışları sorguladınız mı? Herhangi bir dış kaynak size bunlar hakkında bir yorum yaptı mı? Yaptıysa siz ona nasıl karşılık verdiniz? Kendi fikir ve düşünce kalıplarınızı savundunuz mu? Yoksa siz her şeyi bildiğinizi mi düşünüyorsunuz? "Kimse bana bir şey öğretemez " diye düşündüğünüz anlar oluyor mu? "Ben kendi yaptıklarımı düşünüyor, planlıyor ve uyguluyorum, ben hatalarımı da bulurum , en iyisini ben yaparım kendim için" diye düşünüyor musunuz? Temel soru: Kendi davranış ve düşünce kalıplarınız hakkında başkasının (bir bilenin, güvendiğiniz bir kişinin) fikirlerini mi dinlersiniz yoksa kendi bildiğinize, kendi gördüğünüze göre mi hareket edersiniz?
Yanıt vermeden önce aşağıdaki söyleşiyi okuyun lütfen.
Eski tenis şampiyonuna başarısının sırrı soruluyordu.
-- Her zaman bir şampiyon mu oldun?
-- Hayır, tenise ilk başladığım zamanlarda "o en iyilerle" oynayamıyordum, bunun yerine kızların en iyileri ile oynamayı tercih ediyordum.
-- Pekiyi şimdi nerede o en iyiler?
-- Yapamadılar, bütün üstün niteliklerine rağmen bedelini ödemedikleri için başaramadılar.
-- O bedel nedir?
-- Yeteri kadar istemeniz.
-- Peki bu mu işin sırrı?
-- Bir sır daha var. Disiplinli olmak. Ne kadar yetenekli olursan ol, beslenmen ve kendini geliştirmen için disipline olman gerek. O zaman bir çok çekici gelen şeyi bırakman ve önceliğini seni geliştirecek şeylere vermen gerekir.
-- Bu mu işin sırrı?
-- Bir tane daha var. Bu ilk ikisinden daha zor ve senden daha çok şey isteyen bir yol. Ne kadar iyi olursan ol alçak gönüllü olman gerekir. Koçlarını dinlemek için alçak gönüllü olmalısın, tavsiye almak için, yeni fırsatları denemek için, ve her şeyi bilmediğini kabul etmen için. Onları dinlemen gerekir. Geri besleme şampiyonların kahvaltısıdır.
Tenis şampiyonu Boris Becker'in başarısının sırları bunlar.
İş hayatında veya özel hayatınızda başarılı olmak için size fayda sağlayacak, yapıcı geri beslemelere ihtiyacınız vardır. KOÇ (Yaşam Koçu veya Yönetici Koçu) size doğru ve yapıcı geri beslemeler sunarak hedefinize ulaşmanızı sağlar.
Şimdi size soruyu tekrar soruyorum. Zor yolu mu seçeceksiniz yoksa kolay yolu mu? Kolay yol: " Ben her şeyi bilirim, benim geri beslemeye ve başkasının desteğine gereksinim yoktur". Zor yol: "Bir koçla çalışıp düşünce ve davranışlarım hakkında geri besleme alıp kendimi geliştirebilirim".
Şampiyon olmak istiyorsanız işe sıkı bir kahvaltı ile başlamanız iyi olur.