İş Kültürü ve İnsan Kaynakları Haberleri
Haber
İş Dünyasından
Etkinlikler
Yarışmalar
Röportaj / Görüş
Atamalar
Danışmanlık ve Hizmet Şirketleri Rehberi
Özel Dosyalar
Sektörel Dosyalar
Araştırmalar
Kariyer Fırsatları
İş Başvuru Bilgileri
Yükseköğretim
Eğitim Takvimi
Sağlık ve Yaşam
Web Rehberi
Faydalı Bilgiler
A1Haber
Argonik.com İş ve Eleman Arayanlara
Google

Web
Site İçinde
Ayna - Ayşe Öger Aralık 2004

e-posta


Mobbing (Duygusal Saldırı)


AB'den müzakerelere başlama tarihi almak ümidi ile beklenen 17 Aralık 2004'e sayılı günler kaldı. Kopenhag Kriterleri'ni sağlaması durumunda kendisine müzakere tarihi verileceğine dair yönlendirilen Türkiye "tarih" bekliyor. Tam 17 Aralık'a birkaç hafta kala Fransa eski cumhurbaşkanı Valey Giscard d'Estaing Türkiye'nin ne kadar Avrupalı olduğuna dair bir makale yazıyor, Türkiye'nin adaylığı halk oylamasına sunulsun şeklinde hiçbir aday ülke için uygulanmamış talepler dile getiriliyor ve Avrupa Parlamentosu üyesi Emma Bonino Uluslararası Basın Enstitüsü'nün (IPI) düzenlediği toplantıda çekinmeden "-Avrupa'nın sınırları acaba Asya'yı da kapsar mı 80 milyonluk nüfusunuz var ve bir de Müslümansınız." diyerek tabiri caiz ise baklayı ağzından çıkartıveriyor…

Bu taktik ölçülebilen değerler tatmin edici boyuta ulaştığında, ölçülemeyen ve çoğu zaman göreceli olan görüşlerin dayatılarak karşı tarafı yıldırma temeline dayanır ve iş yaşantısında da çok rahat uygulanabilir. Ancak, en tehlikeli uygulama alanı çalışan ile üstü veya işveren arasında geçtiği durumdur. Bu "öteki" olarak kabul edilen kurbanın gruptan çeşitli şekillerde dışlanması ile oluşur.

En basit haliyle kurbana söz hakkı tanınmaması, söz söylemek istediğinde sık sık sözünün kesilmesi, yetkinliklerinin çok altında basit ve rutin işlerin devamlı olarak ona verilmesi, başarılı işler kotardığında başkalarına mal edilerek başkalarının takdir edilmesi, başarısız işlerde sorumlu olarak gösterilmesi şeklinde oluşabileceği gibi ileri safhalarında adeta kurban ofiste yokmuş gibi davranılması şeklinde de gelişebilir. Ancak mobbing'in örgütsel bir boyut kazanması örneğin kurbanın hoş olmayan takma lakaplarla çağrılması, inandığı değerler ile dalga geçilmesi, azarlanması vb. şekilde onur kırıcı boyutlara da ulaşabilir. Bu kurbana ruhen zarar verecek ve tamir edilemeyecek bir düzeye de ulaşabilir.

Mobbing, diğerlerine göre garip görülen davranışlara sahip "gruba aykırı olanın" başına gelebileceği gibi başarılı, yaratıcı, kariyeri parlak bir çalışanın da başına gelebilir. Çalışanın istikrarlı performansı ile dikkat çektiği ve onu terfi ettirecek bir üst pozisyonun olmadığı durumlarda veya patron şirketlerinde, üst pozisyonların patronun nepotik ilişki içinde olduğu kişilere "reserve" edildiği durumlarda kurbanı yıldırmak için de kullanılabilir. Her ne düzeyde olursa olsun mobbing ahlaki yönden tartışılması gereken bir durumdur, psikolojik savaş içerir ve hukuken itilaflı durumlarda kanıtlanması ve değerlendirilmesi güçtür.

"CEO Olmaya Giden Yol" isimli kitabında Jeffrey J. Fox şirketlerde en üst basamağa ulaşmanın yollarını anlatılırken sırf takdire değer katkılar ile firmada belli bir noktaya kadar ilerlenebileceğinden daha üst noktalara ulaşmak için ise Cosa Nostra tarafından davet edilmeniz gerektiğinden bahseder.-Onlar-'dan olmadan bir yerlere gelindiyse şayet bu pozisyonda uzun soluklu kalınamayacağına işaret eder. Bu özel ve derin değerlerin AB için neler olduğunu anlamak için tarihe ve savaşlara bakmak herhalde yeterli olacaktır.

Osmanlı İmparatorluğu "hasta adam" ilan edilmeden önce ( yukarıdaki örnekte kurbanın hoş olmayan takma lakaplarla çağrılması'na örnek) 1856 yılında Paris Konferansı'nda Avrupa Devleti olarak sayılmış idi. Türkiye Cumhuriyeti olarak ise 13 Temmuz 1948 tarihinde Avrupa Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'na üye oldu, 12 Eylül 1963'de AET ile Ortaklık Anlaşması imzaladı. Avrupa ve Türk Karma Parlamento Komisyonu 16 Mayıs 1966 yılında Brüksel'de toplandı ve 01 Ocak 1996'da ise Türkiye-AB Gümrük Birliği Anlaşması yürürlüğe girdi. Tüm bunların ışığında Türkiye'nin Avrupa'daki yerini sorgulamak Türkiye'yi yukarıda bahsi geçen gruptan ayrı tutmak yani "öteki" olarak nitelendirmek anlamına gelir, çünkü Türkiye'nin nüfusu o zamanlarda da bir çok Avrupa ülkesinden fazla idi, ayrıca Türkiye'nin lokasyonu o zamanda da Asya ve Avrupa topraklarından oluşuyordu.

Türkiye'nin ekonomik, siyasal kriterler ve müktesebata uygunluk konusunda yaptığı çalışmalar ve gelişmeler ortadadır ve bir çok yönden 2004 yılında AB üyesi olan ülkelere yakın bir performansının da olduğu bir gerçektir. Ancak, müzakerelerin başlaması ile asıl değişimin başlayacağı ve önümüzde çok uzun bir yol olduğunu da kabul etmemiz ve atılımları AB'ye üye olmak için geleceğimiz için ve onurumuzdan taviz vermeden yapmamız gerekiyor.

Mobbing her alanda ve her yerde uygulanabilir. Fakat, AB tarafından dozunun arttırılacağı dönem müzakerelerin başlaması ile birlikte başlayacaktır. İş yaşantınızda bireysel olarak mobbing ile karşı karşıya iseniz yeni bir iş arayışına girmek veya bir "B planı" edinmek yerinde olur. Performans yönetiminin yerleşmediği veya göstermelik olduğu organizasyonlarda, kararların tek adama bağlı olduğu patron şirketlerinde ve şeffaflığın az olduğu organizasyonlarda mobbing daha yaygın görülüyor. Tüm bunların geliştiği ortamlarda ise herhalde gizli bilinmeyen bazı değerlere sahip olmak kulübe dahil olmayı kolaylaştırıyor.

AB iş piyasasının Türk iş piyasasına göre daha sistematik daha şeffaf, tüketiciye karşı daha duyarlı, işçi haklarına daha saygılı, kanuna uyulmadığı takdirde adaletin daha hızlı işlediği bir dinamiğe sahip olduğunu kabul etmeliyiz. AB üyesi ülkeler Türkiye'siz olmayacağını bilmeleri; fakat kabul etmek istememeleri sebebi ile Türkiye diğer adaylarla tıpatıp aynı duruma gelse bile "imtiyazlı ortaklık" şeklinde bu birlikteliğin gerçekleşmesi için her yolu deneyecektir. Ama orta vadede iyi yetişmiş ve AB piyasasına uyum sağlayabilecek Türk iş gücüne "yaşlı nüfuslarının" artması sebebi ile sıcak bakmak zorunda kalacakları da bir gerçektir. O dönem gelene kadar biz vatandaş olarak bu mobbing'i nasıl mı hissedeceğiz? AB üyesi ülkelerin konsolosluklarında elimizde Euro, Dolar, YTL banka hesaplarımız, bordrolarımız, vergi levhalarımız, tapularımız ile Schengen vizesi almak uğruna kuyruklarda beklerken ve daha benzeri bir çok durumda…

 

Yazarın Tüm Köşe Yazıları | Köşe Yazarları Ana Sayfa

 

[Geri Dön] [Ana Sayfa]


A1Haber


BTinsan bir EMG Danışmanlık ürünüdür
Bize Ulaşın - Site Haritası - Hakkımızda - Yasal Şartlar
Haber | Etkinlikler | Röportaj / Görüş | Şirketler Rehberi | Kariyer Fırsatları | Eğitim Takvimi | Kitap | Web Rehberi

Sponsorlar: Personelonline.com  Aktif Danışmanlık  Vargonen Technologies