Elektroniğin devlerinden ünlü bir Japon firması, Japonya'nın en büyük matbaası ve bir Alman çip üreticisinin ortak projesi ile geliştirilen entegre devre kartı geçtiğimiz ay basına tanıtıldı. Çok amaçlı kullanılabilecek bu kart ile finans piyasalarında işlem yapılabilecek, ATM'lerden para çekilebilecek ve aynı kart toplu taşıma araçlarında akıllı kart, restoranlarda yemek fişi olarak kullanılabilecek.
Teknolojik açıdan sözü geçen entegre devre kartı şüphesiz yaratıcı insan aklı ile AR-GE laboratuvarlarında şekillenmiş son model bir üründür. Çok amaçlı vereceği hizmet düşünüldüğünde; kullanıcısına ait bir çok bilgiyi hafızasında saklayacak ve deyim yerindeyse bir taşla bir çok kuş vuracaktır. Bu kartın daha sonra tasarlanacak entegre devre kartlarının öncüsü belki de en primitif hali olduğu kabul edilirse sonraki keşiflerin insan psikolojisi ve sosyal yaşantısı üzerindeki etkileri şimdiden tartışmaya açılmalıdır.
Düşünün kimlik kartınız, banka hesap cüzdanlarınız, akıllı biletiniz, yemek fişleriniz ve kapı anahtarlarınızın hepsi sadece bir elektronik kart olarak birdenbire cebinize sığıveriyor. Sabahları işe giderken sadece cebinizde bu kart ile evden çıkıyorsunuz, nakit para ile iş yapmak hem pratik olmadığından hem de güvenlik açısından tercih edilmez olmuş, o nedenle otobüs, vapur vs bileti almak için gişe önünde sıra beklemek yerine toplu taşıma araçları duraklarına konulan akıllı bilet kontör yükleme makinelerine yöneliyor ve saniyeler içinde alışveriş yapıyorsunuz. İşe geldiğinizde ana kapı, ofis kapınız kartınızı görünce açılıyor. İşe geliş gidiş saatleriniz bir yana ofis dışında, belki bir iş arkadaşınızın yanında belki de tuvalette geçirdiğiniz dakikaların kayıtları bile artık tutulabiliyor Teknoloji gelişince her şey çok kolay fazla mesai ücretiniz dakikayı saniyeyi bırakın, saliseler bile hesaplanarak tam ve eksiksiz şekilde size ödenebiliyor. Tüm bunlar olurken sabahları bilet aldığınız biletçi ve ana kapıdaki güvenlik görevlisi artık bu senaryoda yer alamıyorlar çünkü onların yerini yeni teknoloji alıyor...
"Çok amaçlı entegre devre kartı çalındığında, tek bir yere başvurup mu iptal ettirilecek veya eklenen her modül için ayrı yerlere mi başvurmak gerekecek?" diye insan düşünüyor. Belki üretici şirket müşteri ilişkilerini en iyi şekilde yönetmek adına tek bir merkezde koordinasyonu sağlayabilir, 7/24 çalışan çağrı merkezi çalışanlarına ihtiyaç olabilir veya maliyetleri azaltmak ve çalınma riskini en aza indirmek için bu kartları derimizin altına mı yerleştirilmeli? Belki çipimizde beş duyu organımız gibi zamanla vücudumuzun olağan bir parçası haline gelir. Market raflarındaki barkodlu ürünler gibi insanların da "byte" olarak ölçülen bir bedeli olabilir mi dersiniz?
Bu ve benzeri keşiflerle hayatımızın nasıl değişeceğini bugünden öngörmemiz belki mümkün değil ama bazı alışkanlıklarımızın değişeceği açıkça ortadadır. Örneğin, yakın geçmişte kredi kartının icadından önce cebinde parası varsa alan, yoksa erteleyen alışkanlık yerini daha sonra borçlanma ile değiştirdi ise; eskiden yadırganan "borçlu olmak" kavramı da artık olağan bir durum haline geldi. Bundan 20-25 sene önce anne ve babanızın aynı şehirdeki dede ve büyükannelerinizin bayram, yılbaşı vs gibi önemli gün kutlamalarını telgraf çekerek yaptıklarını bir düşünsenize; herhalde bu düşüncesiz ve uygunsuz davranış aile içi huzursuzluklara dahi sebep olabilirdi ! Telgraf versiyonunun elektronikleşmiş hali olan cep telefonundan mesaj atmak günümüzde çok yaygın ve bir çok kutlamalar sadece bu yolla yapılır oldu. Kutlamalarda hep aynı cümleler var, binlerce insana gönderilmiş, gönderilen kişiye belki de özel olduğunu hissettirmekten aciz, görsel olarak bile insan ruhunu tatmin etmekten çok uzak... Yakın zamana kadar toplumda garip ve olağandışı olan bir çok olgu artık normal karşılanıyor. Uzun vadede bu tür entegre devre kartlarının yaygınlaşması ile değişecek ahlaki ve insani değer yargılarının ve alışkanlıkların ne yönde olacağını merak etmek durumundayız.
Teknolojik olarak dünyamız çok hızlı gelişiyor ve elektronik bilminin pragmatik yaklaşımlı sonuçlarının ihtişamı içinde insan ruhen bocalıyor. Uzun vadede IQ yatırımı ile gerçekleşen bir çok icadın aynı zamanda duygusal ve ruhsal olarak insan yaşamını nasıl etkileyeceği belki de gözden kaçırılıyor. Azalan sosyal ilişkiler ve neredeyse yok olan insan insana doğrudan iletişim sebebi ile artık empati kurmak zorlaşıyor. Maddi anlamda tatmin peşinde koşarken insan bedeni manevi yönden zayıf düşüyor ve gün geçtikçe dengesini kaybediyor. Duygusal zekamız var ama devreye sokamıyoruz hatta yaklaşık yarım yüzyıldır araştırılan EQ yeni bir kavrammışçasına gündeme tekrar geliyor, önemi vurgulanıyor.
Aklımızın yanında duygularımızın birbirini tamamlayan ve pekiştiren ögeler olduğunu ve denge bozulursa insan sağlığının bozulacağını göremiyoruz. Belki de dengesini kaybeden tek kutuplu dünyamız gibi insanlar da yavaş yavaş tek kutuplu hale geliyorlar.