İş Kültürü ve İnsan Kaynakları Haberleri
Haber
İş Dünyasından
Etkinlikler
Yarışmalar
Röportaj / Görüş
Atamalar
Danışmanlık ve Hizmet Şirketleri Rehberi
Özel Dosyalar
Sektörel Dosyalar
Araştırmalar
Kariyer Fırsatları
İş Başvuru Bilgileri
Yükseköğretim
Eğitim Takvimi
Sağlık ve Yaşam
Web Rehberi
Faydalı Bilgiler
A1Haber
Argonik.com İş ve Eleman Arayanlara
Google

Web
Site İçinde
Ayna - Ayşe Öger Ocak 2004

e-posta


Güven ve Atalet

Türk öğün, çalış, güven!
M. Kemal Atatürk


Yeni bir yıla yeni umutlar ve yeni beklentiler ile girdik. Her yeni yılın başlangıcı nedense her olguya yeniden başlıyormuşçasına insana "milat" hissi veriyor. Bu milat ile gelen " Yapabilirim, başarabilirim " inancı insanları motive ediyor, bazen geçici de olsa kabuklarını kırmaya, eyleme geçmeye zorluyor.

İnsanları ataletten kurtaran üç büyük etken şüphesiz motivasyon, istikrar ve güvendir. Ancak, güven olmadığı zaman bir işi yapmaya çok istekli olunsa da ve çalışmalarda belli bir çizgide istikrar sağlansa da uzun soluklu olamıyor. Güvenin oluşması için toplumda tepeden başlayıp aşağıya doğru inen bir rüzgar estirmek gerekiyor ki örnek teşkil etsin ve benimsensin. Politikacının çoğu zaman politika yapmak yerine bir sonraki seçimleri, devlet adamlarının ise bir sonraki nesilleri düşünerek icraat yaptıkları göz önüne alınırsa devlet adamı vizyonu ile hareket eden siyasetçilere ihtiyacımız artıyor. Sayın Cumhurbaşkanı Sezer'in göreve geldikten sonra Köşk içinde aldığı tasarruf tedbirlerini ve bu tedbirlerin sürekliliğini düşününüz; mali açıdan ne kadar güven veriyor; trilyonlarca lira tasarruf sağlandı. Cumhurbaşkanını her gün TV ekranlarında bir takım açılış, nikah sünnet törenlerine katılırken görmüyoruz; politik tarafsızlığı güven veriyor.

Siyaset bir ülkede millete hizmet götürmek yerine kişinin kendisi ve destekçileri için kişisel çıkarlar uğruna bir rant kapısı olarak kullanıldığı zaman yolsuzluklar başlar. Ülke kaynakları yolsuzluk ekonomisinin baskısıyla dağılır ve savurganlık başgösterir. Geçen yıl bu zamanlar yazdığım köşe yazımda Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün (Transparency International), 2002 yılı raporunda Türkiye, 102 ülke arasında 64. sırada yer aldığından bahsetmiştim 2003 yılında yapılan araştırmada ise ülkemiz 133 ülke arasından 77. sırada yer aldı. (1) Siyasetçi de kanun önünde millet ile aynı şartlar altında olmalıdır, dokunulmazlıklar kaldırılmalıdır. Şeffaf toplum ve temiz siyaset güven ortamı oluşturur.

Bir düşünün, son beş yıl içinde çevrenizde kaç insanın batan bankalarda mevduatı vardı ve mağdur oldu ve bu batan bankaların sahiplerine ne oldu? İçinizde kaç kişi büyük şehirlerde sokak aralarında otopark mafyasına bahşiş vermeden arabasını park edebiliyor? İmar izni olmadan mantar gibi türeyen kaçak gecekondulaşma bir yana kaçak plazalar işmerkezleri türüyor. İhbar niye etmiyorsunuz; bir düşünün çünkü sonuç gelmeyecek artık bu işleyişi kabullenmişiz gidiyor. Kaçak plazalar yükselirken o belediyenin belediye başkanının imar müdürünün haberi olmaz mı; olur, sokak aralarında türeyen otopark mafyasına istese polis ve belediye ekipleri müdahele edemez mi; isterse ederler. Böylelikle eylem gerçekleşir, güven oluşur insanlar "Birisi kanuna aykırı iş yapıyorsa benim ülkemde bu cezasız kalmaz" güvencesini taşır; birbirini uyarmaya eğitmeye başlar susmaz toplumsal ataletten vazgeçer eyleme katılır. İsmet Paşa'nın deyimiyle "Ahlaklılar da en az ahlaksızlar kadar cesur olmalıdır." Ancak bu şekilde toplumsal atalet yerini eyleme ve gelişmeye bırakır.

Bir düşünün... "Yastık altı" diye tabir edilen ülke sermayesini hesaba katın niye bankalarda değil de "yastık altında" veya Türkiye dışındaki bankalarda değerlendiriliyorlar? Bir düşünün... Kayıt dışı ekonomiyi de hesaba katın ve sonra IMF'e gerçekten muhtaç mıyız bir kez daha düşünün

İş piyasası perspektifinden bakarsak ülkemizde üniversite mezunu olan bir genç 22 yaşında okulunu bitirdiğinde çalışmaya başlasa ve yuvarlak hesap 65 yaşında emekli olacağını varsaysak çalıştığı toplam yıl sayısı 43 çıkar. Bu ülkede 43 yıldır varlığını sürdüren % 100 Türk sermayeli kaç şirket vardır? Kaç çalışan çalıştığı şirkete güveniyor ? Kaç çalışan maaşını zamanında alabiliyor? Kaç kişi iş güvencesine sahip ve kaç çalışan gerçekten kalifiye? Bu soruların cevaplarına dair çeşitli görüşleri önümüzdeki aylarda sizlerle paylaşacağım.

AB üyeliğinin tekrar gündeme geldiği şu günlerde düşünce AB'ye muhtaç bir senaryo çizerek Türkiye'nin birliğe alınmasını bir lütuf olarak görmekle değil; kendi gelişimimizi ve sıçrayışımızı gerçekleştirerek AB'nin Türkiye'yi Türkiye'nin AB'yi istediğinden daha çok ister duruma getirerek lehimize çevirmek Türk insanının elinde olan bir fırsattır. Güven ortamının oluşması gerekir. Politika yapana, devlete, üreticiye, kısaca birbirimize güvenebilmeliyiz. Güven varsa atılım olur yoksa toplumsal atalet, bireysel atalet derken bir bakmışız tembellik hayat felsefeniz olmuş.

REFERANS:
1. Transparency International Yolsuzluk Algılama Endeksleri 2003,
http://www.tedmer.org.tr/page.asp?pageID=1062


Yazarın Tüm Köşe Yazıları | Köşe Yazarları Ana Sayfa

[Geri Dön] [Ana Sayfa]


A1Haber


BTinsan bir EMG Danışmanlık ürünüdür
Bize Ulaşın - Site Haritası - Hakkımızda - Yasal Şartlar
Haber | Etkinlikler | Röportaj / Görüş | Şirketler Rehberi | Kariyer Fırsatları | Eğitim Takvimi | Kitap | Web Rehberi

Sponsorlar: Personelonline.com  Aktif Danışmanlık  Vargonen Technologies