Ludwig van Beethoven'in ağır işitmeye başlamasıyla asosyalleştiği ve artan iletişim sorunları sonucunda otuzu aşkın kez taşındığı bilinir. Ünlü bestecinin intihara bile teşebbüs ettiği ölümünden sonra kağıtlar arasında bulunan Heiligenkirchen Vasiyeti'nden anlaşılmıştır...
Biz insanları makinalardan ayıran en büyük özelliğimiz ruhumuzun ve duygularımızın oluşudur. Değişik zamanlarda benzer olaylar karşısında aynı insanların farklı tepkiler verebildiğine belki siz de şahit olmuşsunuzdur ya da sıradan bir iş gününde yaşadıklarınız sonunda bir an için her şeyi orada bırakıp tam olarak neresi bile olduğunu belirleyemediğiniz bir yere kaçmayı arzulamışsınızdır. Sizi bunaltan olumsuz çevresel etkiler kronikleşmediği ve kaçtığınız "şey" bizzat kendiniz olmadığı sürece bazen yalnız kalmayı istemeniz doğaldır.
Beethoven sağırlaşmasıyla birlikte kendisinden kaçmıştır ama sağırken bile kısmen onu huzurlu kılan, titreşimleri hissetmek için bacaklarını kırmak pahasına bile olsa tekrar piyanosuyla çalışmaya başlaması ve üretmesi olmuştur. Beethoven kendisi ile tekrar barışmıştır.
İş yerinizdeki insanlarla her gün hemen hemen aynı saatlerde işe geliyor, yemeğe çıkıyor ve hatta benzer işleri yapıyor bile olsanız, onlarla aynı değilsinizdir. Geçmişiniz, geleceğiniz, deneyimleriniz, genetik kodlarınız ve katma değerinizle mutlaka diğerlerinden farklısınızdır.
İnsan, kendisi ile barışık ise duygusal olarak mutlu ve çevresi ile uyumludur Farklılığının farkında olan ve diğer insanların değiştiremeyeceği huylarını olduğu gibi kabul eden insanlar huzurludurlar. Bir iş yerinde çalışanlar aynılaşmaya başladılarsa, o iş yerinde durağanlık, verimsizlik ve sürü psikolojisi söz konusudur. Birbirinden farklı, bireysel olarak huzurlu insanların takım içindeki uyumu ve farklı katma değerleri ile sinerji oluşur.
Çok sesli müzikte de durum aynıdır, birbirinden farklı müzik aletlerinin, eş zamanlı olarak birbirinden farklı notalar eşliğinde çıkarttıkları seslerle meydana gelir. Bu harmoni, kemanların, viyolaların, viyolonsellerin, klarnetlerin, obuaların, flütlerin, piyanonun ve daha adını sayamadığım bir çok müzik aletinin uyumudur. Müzik aletlerinin akortlarının tam olduğu, doğru notalarla çalındığı sürece orkestra şefi yönetiminde bu ahenk konser boyunca hiç bozulmaz.
Bir şirket içinde de değişik müzik aletleri değişik birimler gibidir. Akort ise o birimler içindeki çalışanların kendileri ile barışık olma durumlarıdır. Orkestra şefinin şirketteki karşılığının Genel Müdür olduğunu ve konser salonunu dolduran binlerce seyircinin de üretilen mal veya hizmeti kullanan müşteriler olduğunu düşünebiliriz. Yönetim kurulunun değerli üyeleri protokolde en ön sırada oturmaktadırlar. Birim müdürleri gerekli görülen durumlarda eserin icrasına bağlı olarak bazen I. keman veya piyano gibi solo olarak da çalabilirler.
Sinerji denilen ve Türkçemiz'e İngilizce'den " Bir bütün parçalarının toplamından daha büyüktür." olarak çevirisi yapılan ilk okuyuşta belki de tam kavranmayan olgu işte bu çoksesliliğin uyumudur. Akortlu çalgıların takım içerisinde yarattığı katma değer ile oluşan seslerin bir arada eş zamanlı olarak beraberce çalmalarıdır.
Beethoven doğuştan sağır değildi ve otuzlu yaşlarında sağır olmak gibi ağır psikolojik etkileri olan bir olumsuzluğun üstesinden geldi. İntihar etmedi ve sağırken bestelediği ünlü "9. Senfoni" 7 Mayıs 1824'te ilk kez Viyana Kraliyet Tiyatrosu'nda dinleyicilerin beğenisine sunuldu ve dakikalarca ayakta alkışlandı.
Beethoven'ın Heiligenkirchen vasiyetini yırtmayı unuttuğu için mi yoksa "9. Senfoni" gibi muhteşem eserlerle isminin zamanı aşıp ölümsüzleşeceğini tahmin ederek, önemsiz bir belge olarak mı ardında bıraktığını bilemiyoruz. Ancak, sosyal bir varlık olan insanın kendi öz benliği ile her şart altında daima barışık olmaya çalışmasının ve yaptığı işi severek yapmasının bir katma değer yaratacağını; tüm çalışanların katma değerlerinin birleşmesi ile sinerjinin oluşacağını biliyoruz.