Son birkaç yıldır CE markası önümüzde, arkamızda, her tarafta. Yakın zamana kadar sadece Avrupa'ya ihracat yapan firmaların ilgi alanına giren bu marka, artık pek çok ürün için Türkiye'de de bir zorunluluk ve durumumuz vahim. Türkiye'de de artık CE kapsamında olan ürünlerin pazara sürülmesi yasal olarak cezai müeyyideye girmiş durumda, piyasa gözetimi ilgili kuruluşlar tarafından denetimler yapılmaya başlandı ve ilk etapta uyarıcı cezalar da kesilmeye başlandı. Buna rağmen, geçtiğimiz haftalarda 'Kalite Geliştirme Merkezini' temsilen ve yerel uzman statüsüyle katılmış olduğum eğitimlerde gözlemlediğim durumumuza değinmek istiyorum.
· CE işaretini biliyoruz ama ne anlama geldiği hakkında bir fikrimiz yok
· CE işaretini bir kalite işareti zannediyoruz
· CE'nin bir belgelendirme sistemi olduğu gibi bir kanaatimiz var
· CE markasını gönüllü markalama sanmaktayız.
· Nerede, nasıl ve ne amaçla kullanmamız gerektiğine dair en ufak bir fikrimiz yok ve her yere CE markasını basıyoruz fütursuzca. Bazen de bunu yaparken aslında çok büyük risklerin altına giriyoruz.
Her şeyden önce tüm üreticilerimizin bilmesi gereken konu, CE işaretlemesinin bir kalite markası olmadığını bilerek başlayalım. Bu işaret, piyasa gözetim kuruluşlarına (Sanayi Bakanlığı, Telekomünikasyon Üst Kurulu vs) ürünümüzün insan, evcil hayvan ve çevre için güvenli olduğunu belirtir bir öz beyandır. Son kullanıcıya yönelik bir işaretleme değildir ve zorunludur.
ISO 9000 gibi kalite sistemlerini almış ve işletiyor olabiliriz. Bu, bir üretim bandından aynı ürünü aynı özelliklerle sürekli ürettiğimiz anlamına gelir. ISO 9000 gibi sistemler gönüllülük esasına göre kurulur ve yönetilirler. Kimse de neden ISO 9000'in yok kardeşim diye hesap soramaz. Olmaması sadece pazar ve müşteri kaybına sebep olur.
CE ise bir sistem değildir, ürün kalitesine dolaylı etkisi vardır ve mecburidir. Piyasaya CE direktifleri kapsamında bir ürünü bu markayı basmadan sürmek suç teşkil etmektedir.
CE markalamasını ürün dışında herhangi bir yerde kullanamayız. Yani, bir kalite sistemini yürütüyorsak, binamızın kapı veya duvarına o kalite belgesinin işaretini asabiliriz, bu anlamlıdır, kartvizitlerimize koyabiliriz bu kalite sistem markalarını. Ama CE işaretini binaya asamayız, kartvizite basamayız, reklamlarımızda kullanamayız. CE markası, tek başına kullanıldığında, üzerinde bulunduğu ürünün yukarıdaki konularda güvenli olduğunu gösterir. Dolayısıyla binamıza, kartvizitimize veya kullanım kılavuzuna, hatta ve hatta reklam bültenlerimize CE markasını tek başına basmak anlamsız bir çaba olacaktır. Ancak "Bu işyerinde üretilen ürünler CE markalı olarak üretilmektedir" gibi bir ibare kullanabiliriz.
CE ile ilgili en tehlikeli uygulamamız ise, bu işaretin bir öz beyan olmasının getirdiği esnekliğe güvenerek, ürettiğimiz ürünlere CE markasını test etmeden/ettirmeden, doğru dürüst ürün risk analizlerini yapmadan ürün piyasaya sürmek yönünde olmakta. Bu durum firmalarımızın bilerek veya bilmeyerek büyük bir riskin altına imza atmalarına sebebiyet vermekte. Bu risk, piyasa gözetim kuruluşlarına bağlı müfettişlerin denetimleri, bu kuruluşlara yapılan şikayetler veya üründen kaynaklı ortaya çıkabilecek sorunlarda firmalarımızın oldukça büyük maddi sorumluluklar yüklenmesidir. Evet, birçok ürün için CE firmanın kendisini yeterli görmesi ile basılabilecek bir markadır. Bununla birlikte, her isteyenin ürüne dair testleri yapmadan, teknik dosyalarını hazırlamadan, bir bilirkişinin görüşünü almadan CE markalaması yapması kurumsal olarak alınan hesapsız bir risktir. Bu riski bugün göze alan firmalarımızın varlığını görmekteyiz. Şuna da emin olalım, bu firmalarımızın hatırı sayılır bir kısmı, söylemeye dilim varmıyor ama, önümüzdeki 10 yıl içerisinde ürünlerinde meydana gelebilecek problemlerden ötürü altından kalkamayacakları cezalarla yüzleşecekler ve maalesef iflas bayrağını çekeceklerdir. Şunu unutmamak gerekir ki firmalar sadece firma sahiplerinin değil, barındırdıkları insanların ve onların ailelerinin de ekmek kapısıdır. Bu sebeple, yanlış uygulamalar konusunda işverenlerimizi uyarmak ve bu konuda ısrarcı olmak da biz çalışanların boynunun borcudur.
Bunun yanı sıra, onaylanmış kuruluş onayı gerektiren bir takım ürünlerde de sanayicilerimiz bu sınıfa giren ürünlerini doğru konumlandıramamakta ve teknik dosyalarını hazırlayıp CE markasını yasal olmayan bir biçimde kullanmaktadırlar. Bunun getireceği yükümlülükler, uygunsuz bir ürüne CE markası basmaktan farklı değildir. Ürün CE markalamasına uygun olsa dahi…
Bu bilgisizliğin önüne geçmek amacı ile çeşitli sanayi odaları bünyesinde ücretsiz eğitimler düzenlenmekte, bu eğitimlerde firmalarımıza yardımcı olmak amacıyla bir uluslararası uzman ve iki yerel uzman görev almakta, bu uzmanlar katılımcıların sorunlarına yardımcı olmak, sorularını cevaplamak ve Türk Sanayicisini CE markalaması konusunda bilgilendirmek üzere orada bulunmaktadır.
Sanayicilerimiz bilgi donanımlarını geliştirmedikleri ve CE markalamasını kara düzen yapmaya devam ettikleri takdirde 2006 yılı, CE markalaması ile ilintili olarak çok can acıtıcı bir yıl olacaktır.
CE markalaması ile ilgili bilgi edinmek ve soru sormak isteyen sanayicilerimiz orkun.uslu@btinsan.com adresinden bana ulaştıkları takdirde önümüzdeki yazılarda sorularının cevaplarını yazacağımı belirterek bu ayki konumuzu bitiriyorum.
Bu ülkenin faydasına gönül vermiş, bu toprakların insanına inanan tüm sanayici ve çalışanlarımıza saygılarımla